3 Aralık 2010 Cuma

ALP’in yaşamak için yardımınıza ihtiyacı var!

Yavrunuz için kan yada ilik arayışı içinde olduğunuzu düşünün bir an. Kendinizi bu ebeveynlerin yerine koyun. Zaman akıyor, yavrunuz eriyor. İhtiyacınız olan ilik yada kanı bulmak için elinizden gelen herşeyi yaparak, on kaplan gücünde bir anne yada baba olmaz mısınız? Olursunuz, hepimiz oluruz...

Bir mail belkide onun hayatında çok şey değiştirecek. Ne kadar çok denizyıldızı kurtarabilirsek hayata o kadar çok anlam katmış oluruz. Pamuk eller tuşlara lütfen ...
 6 yaşındaki oğlum Alp Doğan, 2 yıldan beri lösemi hastalığı ile mücadele ediyor. İstanbul'da tedavi gördüğü lösemi hastalığının tekrar etmesi nedeniyle kemik iliği nakli olması amacıyla Almanya'ya getirdik.  İlik nakli olması onun yaşamak için tek şansı, ancak yapılan uluslararası kemik iliği arama çalışmalarında şu ana kadar olumlu sonuç alınamadı. Engeç Ocak 2011 de (yaklaşık 1 ayımız var) ilik nakli olması gerekiyor. Uyumlu ilik bulunma şansı etnik kökene çok bağlı ve maalesef kayıtlı Türk donor sayısı çok az.

Türk olmak Alp'in şansızlığı değil, şansı olmalı.

Şu anda Almanya kemik iliği bankası DKMS yardımıyla Almanya'da yaşayan Türk'lere yönelik , Alp için kampanya başlatılıyor. Sizden ricam bu mesajı Almanya'da yaşayan (veya Almanya'da yaşayan birilerini tanıyan) herkese yollamanız. Almanya'daki kampanyalara katılmak için birden fazla yöntem var. Aşağıdaki yöntemlerden hangisi size uyarsa onu uygulayabilirsiniz.  Unutmayın yaptıracağınız test ile sadece Alp'e değil, Alp gibi ilik nakli bekleyen binlerce çocuk yada yetişkine de umut olmuş olacaksınız.

Havva Doğan (Annesi)
Almanya Cep No: +49(0) 170 6369996 


NOT: Türkiye'de benzer kampanya yapmak çok daha sıkıntılı ama uğraşıyoruz. Birkaç gün içinde başarırsak onu da ayrıca duyuracağım.


Almanya için Kampanya seçenekleri :
1- Aşağıdaki DKMS linkinden test kiti sipariş edip, yine aynı sitede açıklanan yöntemle donor olarak kayıt olmak,
https://www.dkms.de/index.php?id=456&no_cache=1&L=2

2- Almanya'da şu anda aktif olarak yürütülen başka  (yine bir Türk çocuk için: Kayra) ilik test organizasyonlarına katılmak. Bu organizasyonların tarih ve yer bilgilerini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

http://www.dkms.de/no_cache/spender/veranstaltungskalender/index.html?tx_sfcalendar_pi1%5Bmonth%5D=12&tx_sfcalendar_pi1%5Byear%5D=2010&cHash=ff812bea55

3- Alp'in adına Berlin'de düzenlenecek olan ilik test organizasyonuna katılmak. (Bu organizasyon henüz hazırlık aşamasında olduğu için yer ve tarih bilgisi belirlenir belirlenmez, internet ve basın yoluyla duyurulacak.)
Donör adaylarının;
·        18 yaşından küçük, 50 yaşından büyük olmaması,
·        Son 1 ay içinde kan almamış olması,
·        Herhangi bir bağışıklık sistemi veya kan hastalığının olmaması,
·        Kalıtımsal hastalığının olmaması,
·        Önemli bir sağlık problemi nedeniyle sürekli ilaç tedavisi görüyor olmaması,
·        Kanser hastalığı geçirmiş olmaması,
·        Bulaşıcı bir hastalığın taşıyıcısı olmaması (hepatit vb..)  
gerekmektedir.
 

17 Kasım 2010 Çarşamba

10 Kasım 2010 Çarşamba

Rahat uyu ...


Benim naciz bedenim birgün elbet toprak olacaktır fakat TÜRKİYE Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (M.Kemal ATATÜRK)

26 Ekim 2010 Salı

Üstada saygı ... Yaşotuzbeş 100 yaşında ...

Cahit Sıtkı Tarancı, doğumunun 100. yılında anılacak

 Şair Cahit Sıtkı Tarancı, doğumunun 100. yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce düzenlenen bir etkinlikle anılacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş'den yapılan yazılı açıklamaya göre, '35 yaş şairi' olarak bilinen Tarancı için, 30 Ekim Cumartesi günü Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde anma töreni düzenlenecek. Törende, Cahit Sıtkı Tarancı, yalnızca şair kimliğiyle değil, hikayeleri, mektupları ve şiir çevirileri ile de ele alınacak.

Açık oturuma, yazarlar Atilla Birkiye, Zeki Coşkun, Ali Çolak ve şair Salih Bolat konuşmacı olarak katılacak.

haberturk

OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylesin ölüm herkezin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.


Cahit Sıtkı Tarancı

 

19 Ekim 2010 Salı

Buzdan kalp ...

Yüreğindeki buzu eritmedikçe gelme yanıma
Ya kalbini sil kalbimin sıcaklığıyla
Yada dokun gül dudaklarınla dudağıma
Buzdan bir kalp sevemez asla

Ne havan etkiler beni nede güzel saçların
Yoksa kalbinde birazcık sevgim
Kalbime dokunmadıkça bilemezsin
Seni sebepsizce neden sevdim

Yüreğindeki buzu eritmedikçe sevme beni
Sevemezsinde zaten varken kalbinde başka bir sevgi
Sana saraylar vadetmedim
Tutamayacağım sözler hiç vermedim
Seni ben sebepsizce çıkarsızca sevdim

Yakışmadı sözlerin sebepsizce gidişin
Bilemezsin bilemeyeceksin
Bir şeyi anlamadın sen kimsin
Giderken kalbimin kapılarınıda kapattın
Açılmaz bir daha senin gibi vefasızlara .
Senin gibi yalancı kalp hırsızlarına .

Halil KARASAKAL -İzmir

13 Ekim 2010 Çarşamba

Tutku-Aşk-Sevgi

Bir papatya tarlası düşün.. İlkbahar ayı.. Ve sen, onun yanından geçen yolda yürüyorsun... Ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker.. Binlercesinden birisidir ama sen, onun yanına gidersin.. Onda seni çeken bir şeyler vardır .. O papatyayı olduğu yerden koparırsın .. Sadece senin olsun istersin, sadece senin .. Öleceğini düşünmeden. Ve gidersin o tarladan ... İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici.

İşte bu TUTKU..


Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur.. Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker.. Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın.. Gözlerin başkasını görmez olur o an. Onun için herşeyi yapmak istersin... Dokunmak istersin.. Dokunamazsin, orda, onunla ölmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.. Dayanamazsın onun kokusuna.. Unutturur herşeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin.. O papatya orda kalmıştır, yüreğinin bir kenarında.. Paylaşılmamıştır bir çok şey.. Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona..

İşte bu AŞK...


Yine o yoldasın.. Papatya tarlasının yanından geçen.. Ve yine bir papatya ... Milyonlarcasının içinde seni çeker.. Gidersin yanına.. Orda kalakalırsın.. O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın.. Tüm gücünle onunla olmak istersin.. Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın.. Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalırsın...

İşte bu da SEVGİ ..

Ahmet ALTAN 

güzel paylaşımınız için teşekkürler Dilek Hn.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Yeni bir dünya'ya hazırmısınız ?

‎9 Milyondan fazla Profesyonelin aynı çatıda yer aldığı İş Platformunda sizde yerinizi alın ,çevrenizi geliştirdiğiniz gibi , yeni dostluklar , yeni iş birliktelikleri kurun, İşverenlerle birebir tanışma fırsatı bulun , üye olmayanlar için kişisel davet linki aşağıdadır ,davet linki ile üye olanlar özel üyelik kazanacaklardır .Böylelikle bu platformun bütün özelliklerini keşfedeceklerdir.Direkt üyede olabilirsiniz ama o zaman sadece standart üye özelliklerini kullanabilirsiniz .

https://www.xing.com/go/invita/7576596

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Beraat Kandilimiz Mübarek Olsun ...

Beraattir benim adım
Kalpleri temizlemek için varım
Bin günden daha hayırlıyım
Yaşamak istermisin beni

Senede bir gün gelirim
Bütün günahlarla giderim
Kullar için gelirim
Allahın rızası ile giderim

Tertemiz olmaksa niyetin
Dualarına kavuşmaksa emelin
Aç gözünü uyanık ol
İstemektir tek görevin

Sonsuz ve cömerttir 
Kullarını sevmektedir
İstediğin senindir
Dua edersen eğer

Halil Karasakal -İzmir

1 Temmuz 2010 Perşembe

Elini tutacağım senin ...

Hayallerin suya düştüğü an
Gemilerin battığı zaman
Düşlerinde yalnızda kalsan
Elini tutacağım senin

Düşmene asla izin vermem
Hayata yenilmeni seyredemem
Uzatırım elimi sen söylemeden
Elini tutacağım senin

Dost dediğin böyle olmalı
Sen istemeden yanında durmalı
Düştüğünde el uzatmalı
Elini tutacağım senin

Sarsılsanda yıkılmazsın
Arkanda inan ben varım
Elimden geleni yapacağım
Elini tutacağım senin

Dostum yok diye üzülme
Benden başka kimseyi düşünme
Kalbin kırıldığı günde
Elini tutacağım senin

Düze çıktığın anda
Ayaklarının üzerinde durduğunda
Bir dost sıcaklığı aradığında
Elini tutacağım senin

Halil KARASAKAL -İzmir

17 Haziran 2010 Perşembe

Regaip Kandilimiz Kutlu Olsun ...

Bugün Regaip Kandili ve bugün çok mutluyum .Bende bu mutluluğumu
seninle paylaşmak istedim.Mutlu olmak için illede pahalı hediyeler alıp
iyi bir tatil veya lüks bir daire lüks araba sahibimi olmak gerekmiyor .Bugün
sende benim mutluluğuma ortak olabilirsin.Sevdiklerin için kendin
için hergün dua ediyormusun? peki 24 saatte ne kadar zaman ayırıyorsun .
Onları ne kadar hatırlıyorsun ,Sevgilinden veya eşinden daha mı çok .
Aslında toplasan 10 dk. bile etmez ama 3 saatlik Cem Yılmaz şovunu
soluksuz izleyebiliyoruz .Recep İvedik Filmi için hazırlanıp sinemaya
gidebiliyoruz .Gel sende bugün kendin ve tüm sevdiklerin
seni sevenler için birşey yap onlar için elinden geldiği kadar hatırladıkça
dua et. Kandilin Kutlu Olsun .

Seni seven ve duasında yerinin olduğunu
bilmeni isteyen biri..

sevgiyle kal .

Halil KARASAKAL

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yalnızlar rıhtımı ...


Yalnızlar rıhtımında
Ağlıyorum bu sabahta
Dönülmez bir yoldayım
Koşan yok ki arkamda

Bir sebep göster
Kalmam için burada
Yalnızlar rıhtımında
Ağlıyorum bu sabahta

Defterim doldu taştı
Hatıralar bini aştı
Hatırladıkça göz yaşım taştı
Yalnızlar rıhtımında

Çile bende dert bende
Sevgiye  hasret gönül bende
Yaşamam için bir sebep söyle
Yalnızlar rıhtımında


Halil KARASAKAL -İzmir

3 Haziran 2010 Perşembe

Kahraman ...

Çocuk kalbim umutsuzca atıyordu .Ya yine gelmezse ya yine birşey olursa .Ya göremezsem onu .
Dün gelmemişti zaten bugünde gelmezse ne yapardım.

Saat sabahın dokuzu ve ben hala okul yolundaydım .Annem babam beni okulda sanıyordu.Servise binmemiş onu beklemiştim.

Cebimdeki son parayıda çöpten hurda toplayan amcaya vermiştim.Yarısı yenmiş etrafı yemek artıkları ve çöp bulaşıkları kaplanmış döner ekmeği temizlemeye çalışıyordu kim bilir oraya ne zaman atılmıştı.Öğretmenimiz anlatmıştı çöplerde mikroplar yaşarmış.

Ben hiç görmedim ama çok korkunçmuş.İnsanları hasta eder öldürülermiş. Ya amcayı yerlerse onu öldürürlerse .

Minik kalbim bu duygular içerisinde heyecan ve üzüntü ile atıyordu.
Yürek burkan bu tablo beni küçük yaşta etkilemişti.Beslenmem için cebime koyulan harçlığımı hiç tereddüt etmeden olgun bir tavırla '' buyur amca onu yeme kendine birşeyler al karnını doyur '' diyerek vermiştim.
Öyle zengindim ki küçücüktüm ama çok zengindim.Kendimi büyük bir iş adamı kadar zengin ve olgun hissediyordum .

Hani büyüyecem kocaman adam olucaktım ya ben zaten kocamandım.Kocaman bir kalbim vardı en büyük zengin bendim.

Cebimdeki parada bittiğine göre tabanvaylarla okula gidecektim. Benim yaşımdaki bir çocuk için o mesafe İzmir'den şehir dışına gitmek gibi birşeydi. Daha 7 yaşında minicik ayakları ve adımları olan bir çocuktum.

Yaklaşık 1 saatten fazla yürüdüğüm yolu tamamlamış okuluma varmıştım .Tenefüs arası olmuş tüm çocuklar bahçede oynuyor öğretmenler bir köşede kahve ve çaylarını içiyorlardı.Öğretmenimiz Süleyman Bey ciddi bir adamdı babacan yapısı bende sempati uyandırırken ciddiyeti korkutuyordu ama çok iyi bir öğretmendi her hareketi bir ders niteliğindeydi.

Kendisine yaklaştığımı görünce gülümsedi .''Hoşgeldin delikanlı bizde seni bekliyorduk'' dedi . Önce irkildim açıkçası korkmuştum .
Korktuğum zamanlar kekelemeye başlar yüzümde oluşan sıcaklığı hissederdim. Yine oluyordu .

''Gel bakalım seninle erkek erkeğe konuşalım'' dedi .Diğer öğretmenlerin yanından ayrıldık. '' Bu hafta bu ikinci geç kalışın bir sorunmu var'' dedi .

Önce çekindim sonra anlatmaya karar verdim. Süleyman öğretmen abim gibiydi .Bütün öğrencileri ile çok iyi diyalog kurar çokta sıcak yaklaşırdı .

Hiç beklemediğim bir hareket ile başımı iki eli ile kavradı ve alnımın tam ortasından öptü . Hayatımda aldığım en güzel en değerli hediyeydi .
Çocuk kalbim heyecandan duracak gibiydi. Gözlerim doldu .''Sen kocam adam olmuşsun aferim sana'' dedi .

Bir hafta sonra çöpümüzü kurcalayan birşeyler arayan amcayı göremedim. Sanırım ya hasta olmuştu , yada benden habersiz mikroplar onu yemişti :((

Servise binmiştim içerideki gürültü çocukların şakalaşmaları beni ilgilendirmiyordu .Tek düşüncem amcaya ne olduğuydu .

Servis okul bahçesine girdiğinde ileride elinde süpürge olan yeni bir hademe gördüm. Servisten inen çocuklara gülümsüyor gözlerinin içi parlıyordu .Bu gülümseme benim içindi . Koştum sarıldım içim öyle rahatlamıştı ki amcayı mikroplar yememişti .

Süleyman Bey okul yönetimi ile konuşmuş , hademe açığı olduğunu dile getirmiş ve bir tanıdığının bu işe çok ihtiyacı olduğunu söylemişti.

Küçücük bir kalbin çırpınışı kocaman bir insana hayat vermiş hayatına anlam katmıştı.Bana kahraman diyordu Yusuf amca .Çünkü Yusuf amcayı mikroplardan kurtarmıştım .

sevgilerimle .

Halil KARASAKAL -İzmir

19 Mayıs 2010 Çarşamba

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun ...


Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.
K. Atatürk

13 Mayıs 2010 Perşembe

Ben sana aşığım ...

Resmine her baktığımda bir melek görüyorsam
Hep aynı şarkıyı dinleyip seni anıyorsam
Kahvemin dumanında gül cemaline bakıyorsam
Bilmelisin ki ben sana aşığım

Bir güzel gördüğümde seni hatırlıyorsam
Aynada gözlerimde sana gülümsüyorsam
Cümlelerim dolanıyorsa dilime
Bilmelisin ki ben sana aşığım

Yaşıyorsam seni doya doya
Hiç bitmiyorsa gördüğüm rüya
Kendimden kıskanıyorsam sana baktığımda
Bilmelisinki ben sana aşığım

Duvarlarım seni seviyorumla doluysa
Koymuşsam resmini başucuma
Seninle dalıyorsam en güzel rüyalara
Bilmelisin ki ben sana aşığım

Kalemim tutuluyor kelimem bitiyorsa
Saat gecenin son durağıysa
Yatmadan önce uyandıktan sonra
İlk sen geliyorsan aklıma
Anlasana ben aşığım sana

Halil KARASAKAL -İzmir
13-Mayıs -2010 05:45

6 Mayıs 2010 Perşembe

Konsere Davetlisiniz !!!

10 MAYIS 2010 SAAT 15:30 da Süleyman Demirel Üniversitesi Doğu Kampüsü Amfi Tiyatrodaki konsere herkes davetlidir.

30 Nisan 2010 Cuma

Mutsuzum anne...

Mutsuzum anne mutsuzum yine
Bir yar sevdim umutsuzca, niye
Nasıl bir sevmek bu ceza niyetine
Her gece ağlarmı gözler ben ağlıyorum işte

Ne seviyorum diyebilirsin
Nede koşup yanına gidebilirsin
Kollarını açıp gel diyebilirsin
Çaresizlikten kendini tüketirsin

Bir sen duyuyorsun beni
Bir sen öpüyorsun gözlerimden
Nasılda içten nasılda candan
Benim kadar sevmiyor anne

Çaresiz çırpınışlarım bulutları parçalıyor
Sanki gözyaşlarım birikiyor gök yarılıyor
Sonra bardaktan boşalırcasına ağlıyor
Kendi göz yaşımda ıslanıyorum anne

Ne zaman bu kalp durur ne zaman sevmez olur
Biliyorum ki bu garip o gün huzur bulur
Belki ahirette sevdiğine kavuşur
O zaman yanımda ol anne

Halil KARASAKAL -İzmir

30-04-2010 22:38

24 Mart 2010 Çarşamba

"BİR KADIN BİR ÜRKEK"

Aptullah Şahin Halk Tiyatrosu yeni oyunları
"BİR KADIN BİR ÜRKEK" Ajans Dilek katkılarıyla 1 Nisan Perşembe- 2
Nisan Cuma saat: 20,00'de Ümraniye Belediyesi Tiyatro Salonunda
Sevenleriyle buluşuyor. Bilet temini için 0554 - 467 55 43 numaralı
telefondan bilgi alabilirsiniz.

 

Bahara Çağrı Konserinde Buluşuyoruz (Ücretsiz)

Konsere Davetlisiniz .Haydi Baharı Kutluyoruz .
Etkinlik Ücretsizdir.Tüm sevdiklerinizle katılabilirsiniz .

17 Mart 2010 Çarşamba

25 Şubat 2010 Perşembe

Hayırlı Kandiller Efendim :)

 

Mutlu olmaksa istediğin hayatta
Haydi durma dua et sende bana
Ben sana sen bana
Dua ile dururuz ayakta

Başın sıkıştımı yardımcıdır dua
İsteklere cevaptır dua
Yaratıcıya mektuptur dua
Ne duruyorsun istesene doya doya

Avutma kendini dünya malı ile
Kanma nefsinin dünya sevgisine
Aldanırsın pişman olursun yine
Aldatmadımı seni yıllarca bile bile

İsteyin vereyim diyor
Bu sözü cömertce söylüyor
Bir adım atarsan sen Allah'a
Dünya serilir ayaklarına

Sanma bu dünya baki
Gelenler nerede hani
Duasız hayat edilmiştir zayi
Zaman bitiyor dua et hadi

Kandil simidimi şekerimi alırım
Evime erken varırım
Sevdiklerimle kucaklaşırım
Dualarınızda benide unutmayın

Halil KARASAKAL - İzmir
25-Şubat -2010 06:24



Hayırlı kandiller efendim hayat hep gülen yüzü ile baksın
Mutluluk ,sağlık ,başarı ve sevenlerimiz hiç peşimizi
bırakmasın. Herşey gönlümüzce olsun .

sevgilerimle .

18 Şubat 2010 Perşembe

Yalnızlık budur usta...

 
Yalnızlık nedir bilirmisin
Kendi sesine hiç doğruldunmu
Kendinle saatlerce konuştunmu
Yalnızlık budur usta

Hani hep etrafında insanlar vardır
Ama hepsi sana çok uzaktır
Hayatta tek başına kalmışsındır
Yalnızlık budur usta

Issız sokaklarda şarkı söylemektir
Oturup saatlerce kendini dinlemektir
Dört duvarın içinde kadere kahretmektir
Yalnızlık budur usta

Yılların boşa geçer
Hayatın zaman misali biter
Güzel bir dost hayalinde tüter
Yalnızlık budur usta

Bayramlarda el öpenin yoksa
İnsan bir tas çorbaya muhtaçsa
Telefonu hiç çalmıyorsa
Yalnızlık budur usta

Çaresiz hissettinmi kendini
Terk edilmiş yavru kedi misali
Cenazene kimse gelmedi mi
Yalnızlık budur usta

Halil KARASAKAL - İzmir

17-Şubat -2010 22:13 

17 Şubat 2010 Çarşamba

SENİ SEVİYORUM DEMEYİN.........

 
Merhaba,
Bugün sizden birşey isteyeceğim.
Sakın kimseye ''seni seviyorum'' Demeyin.
Lütfen.kullanmayın artık bu sözü.Başka bir şey deyin birbirinize
onun yerine.Duygularınıza daha denk düşen birşey.Benim aklıma
gelmiyor ama siz bulursunuz.Nede olsa sizin duygularınız....
Hayır,İçini dolduracaksınız''seni seviyorum''un ,bir diyeceğim yok.
Ama umudumda yok.
Seni seviyorum öyle kendine iyi bak gibi bir söz değildir.
Laf olsun diye söylenen...
Birine seni seviyorum dediğinizde hakkını vereceksiniz.
Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım.Yani öyle dokununca geçivericek
arzularla falan karıştırmıyacaksınız.
Birine seni seviyorum dediğiniz an o biri enaz tuttuğunuz takım kadar
önemli olacak hayatınızda.
Birine seni seviyorum dediğnizde bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz
onu daha çok görmek uğruna
Birine seni seviyorum dediğinizde,elini tutmakda önemli olacak
başka şeyler kadar.
Birine seni seviyorum dediğinizde,''Sevgilimsin'
' de demiş
olduğunuzu bileceksiniz.
Birine seni seviyorum dediğinizde onu özleyecek,merak edeceksiniz.
Birine seni seviyorum dediğinizde onun gözü telefonda (evet cep telefonu çıktığında kulak değil gözler telefonda) aramanızı beklediğini unutmayacaksınız.
Birine seni seviyorum dediğinizde ona sürprizler yapmayı,ufak hediyeler almayı ihmal etmiyeceksiniz.
Birine seni seviyorum dediğinizde ona şiirler okuyacak hatta kabileyitiniz varsa yazacaksınızda
Birine seni seviyorum dediğinizde şarkıdaki gibi,ellerinde çiçeklerle kapısında bekleyeceksiniz.
Birine seni seviyorum dediğinizde belki ömrünüzün sonuna kadar
değil ama hiç olmazsa yarın,öbür günde seveceğinizden emin olacaksınız.
Birine seni seviyorum dediğinizde aynı zamanda free takılalım da
diyemiyeceğinizi bileceksiniz.
Birine seni seviyorum dediğinizde o aşktan söz ederken siz ben almıyayım,
alanada mani olmıyayım demeyeceksiniz.
Nasıl?
Çokmu zor?
Fazlamı zahmetli?
İnsanın birini sevip sevmediği tamda böyle belli oluyor arkadaşlar.
Sevmeyince''iş'' gibi geliyor bütün bu saydıklarım
Ozaman seni seviyorum demiyeceksiniz.Bu kadar basit.Birgün
farkında olmadan bütün bunları yapıyor olduğunuzu görüceksiniz.
Şimdi ne var bunda keşke herkes birbirine bolca seni seviyorum dese diye düşünenler olacaktır.
İyi.Ozaman birbirini gerçekten sevenler yeni bir söz bulsunlar söyleyecek
Seni seviyorum orta malı olsun.Zaten oldu olacağı kadar.
Pakize suda

Not : Seni Seviyorum - Canım - Hayatım vs .sözler özel sözcüklerdir .
Laf olsun diye hiç söylemeyin .

15 Şubat 2010 Pazartesi

Kalite Kontrol Teknisyeni Aranıyor !!!


* İyi derecede teknik resim okuyabilen ve yorumlayabilen

* Bilgisayar bilgisi olan ve kullanabilen

* Otomotiv- Otomotiv Yan Sanayi vb. sektörde çalışmış olan

* Kalite Kontrol ölçümleri için gerekli ölçüm aletlerini kullanabilen

* En az Endüstri Meslek Lisesi Mezunu

* Erkek adaylarda askerliğini yapmış olmak

* Gelişime açık ,iletişim sorunu olmayan , takım çalışmasına yatkın ,uzun süre çalışmayı düşünen ,

Kalite Kontrol Teknisyeni Aranıyor ...



İlgilenen adayların http://www.beser.com.tr  adresindeki iş başvuru formunu doldurarak müracaat etmesi gerekmektedir .

13 Şubat 2010 Cumartesi

Yol arkadaşım neredesin hani ..

 
Kolaysa al bendeki seni
Kopar at seni seven yüreği
Sanma unutacaksın beni
Rüyalarına gireceğim sevgili

Bir gün yanlış yaparsan
Seni sevmeyen kalpte yanarsan
Üzülür gözyaşlarıyla ağlarsan
Dönebilirsin istediğin zaman

İstenmediğim kalpte duramam
Sen istemedikçe yanında olamam
Varlığımla rahatsız ediyorsam
Üzgünüm hayatında olmam

Birgün başın sıkışırsa
Yalancılar seni ağlatmışsa
Etrafında gerçek dost kalmamışsa
O zaman beni hatırla

Seni çıkarsızca sevdim ben
Arkadaşım,dostum bildim ben
Bir damla göz yaşına kıyamazken
Günlerdir ne haldeyim ben

Değersiz bir insan için dost kalbi kırılırmı
Çıkarcı insanlar için dost kapten kovulurmu
Ağızdan çıkarsa yanlış bir söz
Ağlamaya mahkumdur iki göz

Kırgın değilim hiç bir zaman sana
Seviyorum birşey beklemeden baksana
Sevilmekten bıktınsa
Gerçek seven varmı hayatında

Derdini derdim bilmedimmi
Günlerce senin için didinmedimmi
Bize ne oldu şimdi sevgili
Yol arkadaşım neredesin hani

Bir hiç için gerçek terk edilirmi
Hayat bu ise yaşamadıklarımız ne ki
Bir geçmişi silip atabilirmisin sevgili
Unutma sevecek bu deli seni

Halil KARASAKAL -İzmir

13-Şubat -2010 16:20

4 Şubat 2010 Perşembe

İşte yeni kimliklerimiz ...

 

AİHM'in kararı ile yeni kimliklerin basımına başlandı Başbakan Erdoğan, AİHM'nin "din hanesi kalksın" kararı için "Anormal değil" dedi. İçişleri Bakanlığı, karar doğrultusunda yeni kimliklerin basımı için hazırlığa başladı
.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) önceki gün kaldırılmasına karar verdiği, nüfus cüzdanlarında "dini" hanesi Ankara'nın gündemine oturdu.

Sabah'ın haberine göre, İçişleri Bakanlığı, AİHM'nin resmi karanının gelmesinden sonra bu konuda bir adım atmaya hazırlanıyor. Bir süredir İçişleri Bakanlığı gündeminde de olan çalışmaya göre ilk etapta nüfus cüzdanının değiştirmek isteyenlere öncelik verilecek, ikinci aşamada ise "dini" hanesi olmayan nüfus cüzdanlarının basımı gerçekleştirilecek.

"Anormal bir karar değil" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün katıldığı bir konferansta AİHM'nin "dini" hanesi ile ilgili kararı ile ilgili olarak sorulan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararı, laikliğin bir gereği olarak değerlendirir misiniz? İnsan haklarıyla ilgili bir karar mıdır?" sorusuna şu yanıtı verdi: "AİHM'nin verdiği son karar, Anayasa Mahkememizin de bu noktadaki attığı adımla paralellik arz eden bir konu. Nüfus kağıtlarında din ile ilgili sütunun olup olmaması çok şeyi değiştirmez. Burada AİHM'nin vermiş olduğu kararı ben anormal bir karar olarak görmüyorum. Yani bu oradan kaldırılabilir çok da önemli değil." AİHM'nin kararı, Dışişleri'nin de gündeminde olan konular arasında yer alıyor. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, "Karar din hanesine Alevi yazılmasını değil, din hanesinin kaldırılmasını öngörüyor. Din hanesi korunursa bu da ayrımcılık teşkil edecek. Bu konuda AİHM'nin önceki kararları da incelemeye alındı.

Bunlardan bir tanesi Yunanistan ile ilgili. Benzer bir kararın ardından Yunanistan, din hanesini kaldırınca kilise mahkemeye itiraz etmiş. Ancak kabul edilmemiş. AİHM kararları Türkiye için içtihat oluşturur" dedi. Yetkili, mahkeme kararına itiraz edip edilmeyeceğinin değerlendirildiğini belirtirken, Fransızca yayınlanan kararların çevirisinin en az üç hafta içerisinde adalet Bakanlığı'na sunulacağını, itirazların ise 3 ay içerisinde yapılabileceğini hatırlattı.

"Sessiz devrim" AİHM'nin 'din hanesi' kararına dayanak olan başvuruyu yapan İzmirli Sinan Işık, gelinen noktayı "Sessiz devrim" olarak nitelendirdi. Nüfus cüzdanındaki din hanesine "Alevi" yazdırmak isteyen ancak bu yöndeki başvuru ve açtığı davalar reddedilince bu hanenin din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunun tespiti için AİHM'ye başvuran Işık, başvuruyu laiklik adına yaptığını söyledi. Işık, dava aşamasında yaşadıklarını şöyle anlattı: "Erzincan- Tercan doğumluyum. Köyümün tamamı Alevi, Türkiye'de dava açtığımda buradaki mahkeme benim gerçekten Alevi olup olmadığımı araştırdı. Başlarda 'ya başımıza bir şey gelirse' diye eşim tepki gösterdi ama sonra biraz daha anlayışla karşıladı. Üyesi bulunduğum Alevi derneğinin başkanı bile beni dernekten kovdu. Birçok internet sitesinde tehdide varan yazılar yer aldı. Bizzat mektuplar gönderildi. Bu yazıların bazıları da kendilerinin Alevi olduğunu söyleyenlerdi. Bu yazılar ve gelen mektuplarda daha çok 'biz din hanesine Alevi yazdırırsak işten atılırsak, öldürülürsek ne olacak' gibi kaygılar vardı. Tehditler de aldım. Özellikle gelen mektuplarda, 'sadece seni değil tüm aileni ortadan kaldırmak gerekir' gibi tehditler yer alıyordu." Konak Belediyesi'nde işçi kadrosunda bulunan ve belediyeye ait kütüphanede görev yapan Sinan Işık kararı da şöyle değerlendirdi: "Öncelikle müthiş bir karar. Abarttığım düşünülebilir ama bana göre bu bir sessiz devrimdir. Ben 48 yaşındayım ve bu kararı çocuklarıma övünç kaynağı olarak miras bırakacağım. Devlet şimdi kararın gereğini yerine getirmelidir."


milliyet...

31 Ocak 2010 Pazar

Kadın sevilmek içindir ...

 

Nesrin abla mahallemizin en güzel kızı idi .İlkokul yıllarımdı çok iyi hatırlıyorum .
Bekar olan sınıf öğretmenim Levent Bey Nesrin ablayı bizim eve ziyarete geldiğinde görmüş ve aşık olmuştu .
Nesrin abla masmavi gözleriyle şöyle bir baktımı Levent Beyin ayakları yerden kesilirdi .
Zaman zaman ilkokul öğretmenim bize sık sık ziyaretlere gelmeye başlamış ben bu olayı hasta olan anneme geçmiş olsuna geliyor diye yorumlamıştım.Bize gelmelerin azaldığı bir dönemde Nesrin ablanın annesinden kızını istediğini ve annesininde kızının yakınında olmasını istediğini Levent Beyin tayini çıkarsa kızının hasretine nasıl dayanacağını söylediğini büyüklerin konuşması sırasında duymuştum .Dokuz yaşlarında olmam bazı şeyleri kavramam için yetiyordu .Zamanla öğretmenimin bize gelmeleri azaldı.
Nesrin ablanın karşı komşunun oğlu Deniz ile evlendiğini hatırlıyorum. Çok güzel bir düğündü çok şatavatlı ve eğlenceli .
Düşman çatlatan cinsinden bir düğündü .Yıllar geçti ve Nesrin abla üç tane kendi gibi güzel kız çocuklarına sahip oldu .Eşi Deniz uzun süre eve uğramamaya başlamış bazı geceler başka kadınlarla düşüp kalktığı haberi tüm mahallede yankı uyandırmıştı .Nesrin abla içine kapanmış ve uzunca bir süre depresyona girmişti. Bu süreçte aldığı kilolar eski güzelliğini gölgelemiş yerine tombul bir abla gelmişti. Bazı geceler yan komşumuz olan Nesrin ablaların evinden ''yeter artık vurma dur yapma
kırma tabakları '' gibi bağrışmalar yükseliyordu .Zamanla bu tartışmalar sokağa taşınmış bir akşam yemek vakti feryat figan bir kadın çığlığı ile tüm mahalle sokağa dökülmüştü. Deniz Nesrin ablayı hırpalıyor her yere düşüşünde tekmeliyor ''yeter artık bıktım senden'' diyerek tekmeleri ardı ardına savuruyordu .Araya girmeye çalışanlar oldu isede elindeki bıçak ile tehtid ediyor kimseyi yanlarına yaklaştırmıyordu .
Gözlerim dolmuş bu manzara karşısında ne yapacağımı bilemiyordum onaltı yaşında olmamın verdiği cesaretle olduğum yerden fırladım bana arkası dönük olan Denizin tam bel bölgesine gelecek bir uçan tekme ile yere düşmesini sağladım .
Herkes şaşkın şimdi ne olacak diye beklerken köşeyi dönen abilerimin koşarak bize doğru geldiklerini gördüm .Mahallede kavga olduğunu duymuşlar ve ayırmaya gelmişlerdi. Mahallenin ağır abilerinden sayılırlardı .Deniz tam elindeki bıçakla doğrularak bana hamle yapmak
isterken Recep abim elini yakalamış ''yooo o kadarda uzun boylu değil kadına el kaldırdın yıllarca aile meselesi dedik ses çıkarmadık ama kardeşimize yapılan bu hareket bize yapılmıştır '' deyip bir güzel meydan dayağı atmışlardı .Polis geldiğinde annesi bile Deniz için şahitlik
yapmamış aksine kadına kalkan ele bir darbede o vurmuştu .Eşinden şikayetçi değildi Nesrin abla nede olsa çocuklarının babasıydı ve çocuklarının yetim büyümesini '' babam hapiste '' demelerini istemiyordu .Şikayetçide olmadı zaten .Bir süre mahallenin düzenini bozmaktan nezarette kalmış ve daha sonrada salıverilmişti. Artık eski Deniz yoktu ağzından hiçbir laf çıkmıyor kimse ile konuşmuyordu .
Sonradan öğrendiğimiz bir haber bizi şok etti resmen mahalle ahçı bir sarsıntı yaşamıştı .Bir kadın meslesinden kulüpte çıkan kavgada Deniz yanındaki kadını korumak isterken bıçaklanmış kalbine ve atar damarına aldığı ağır darbeler sonucu kaldırıldığı hastahanede can vermişti .
Hemşirenin anlattığına göre ölmeden önce Nesrin ismini sayıkladığı ve beni affet demeye çalıştığını söylemişti.
Nesrin abla cenaze de eski eşinin mezarı başında yıllarca dayağını yediği ve aşağılanmalara maruz bırakan erkek karşısında artık dik duruyordu ondan korkmuyor ve sadece yetim kalan çocuklarına üzülüyordu .

Unutulmaması gereken bir gerçek varki mazlumun ahı yerde kalmaz kim ki evlilik çatısı altına girerse büyük bir sorumluluk için adım atmıştır ve Allah katında bile koruma altına alınmış kadına el kaldırırsa ilahi tokatı birgün bir şekilde yiyecektir.
Kadına el kaldıran erkek sorunlu erkektir.Hem cinsel yönden hemde insani yönden arızalıdır .Kadınında önce insan olduğu gerçeği akıllardan çıkarılmamalı ve ikinci sınıf muamelesi yapılmamalıdır .Eşler arasında paylaşılan bir hayat sorumluluklarında paylaşılması demektir .Sevgi hırsızlığı en büyük suçtur ama hukuki bir cezasıda yoktur .Cezayı her zaman için seven çeker .
Aldatan kişi ise aldatımını kar saysada bu dünya sahipsiz değildir ve ilahi adalet birgün mutlaka bir şekilde tecelli edecektir.Kadınlar sevilmek içindir , dövülmek ve çalıştırılmak için asla değildir .Kıymetini bilmediğimiz değerler bizden alınır ve bir başkasına verilir .Taki kıymet bilen çıkana kadar .Buda kişinin istekleriyle şekillenir .

Halil KARASAKAL -İzmir

31.01.2010 13:23 

21 Ocak 2010 Perşembe

Noktalarla Aşk :)




-Yanyana duran iki benzer noktanın...
-Farklı bir şeyler bulma umuduyla ayrı yönlere doğru hızla yol alıp...
-Birşey bulmaktan ümidi kestikleri yerde, birbirlerini yeniden görüp...
-En iyisi beraber takılalım demelerine, mantık evliliği denir.







-Evrende yalnız dolaşan iki noktanın...
-Şans eseri çakışmasından sonra...
-Noktalardan birinin yeniden buluşmak için geri dönerken...
-Diğerinin yoluna devam etmesine platonik aşk denir.





-Evrende yalnız dolaşan iki noktanın...
-Şans eseri çakışmasının ardından...
-Yön değiştirerek...
-Yeniden buluşmasına aşk denir.






-İç evrende ışık saçan iki noktanın
-Hızla küçülerek...
-Aniden ...!
-Gözden kaybolmasına, mutsuzluk denir.





I. Evrende yanyana duran iki noktanın...
II. ...Tek başlarına da dolaşabilecekleri...
III. ...ve sonra aynı temelde buluşabildikleri duruma "........" denir


NE denir???

19 Ocak 2010 Salı

Gazino Bülbülü "Yaşam Hakkına Saygı!" diyor. Ya siz?



Gazino Bülbülü "Yaşam Hakkına Saygı!" diyor. Ya siz?
23 Ocak Cumartesi 20:30'daki temsile tüm yaşam hakkı savunucularını bekliyoruz.
Detaylı bilgi: YHS@yasamhakkinasaygi.com

Abdullah Şahin Halk Tiyatrosu’nun, yeni müzikli oyunu Gazino Bülbülü, Profilo Kültür Merkezi’nde izleyici ile buluşuyor. Yönetmenliğini de üstlendiği oyunda, Abdullah ŞAHİN’e Umut AKYÜREK, Ferdi ATUNER, Fulden AKYÜREK, Hülya ŞEN, Muhlis ASAN, Ortans KIVANÇ, Pekcan TÜRKEŞ eşlik ediyor. Türk Sanat Müziğinin güçlü yorumcusu Umut AKYÜREK ve kız kardeşi tiyatro oyuncusu Fulden AKYÜREK ilk kez aynı sahnede.

Kostümlerini Atatürk’ün birçok smokininde imzası olan, İskender Smokin’in 4. Kuşak temsilcisi Levon KORDONCİYAN tasarladı.

Evlilikte aşkı sorgulayan oyun, evlilik aşkı öldürür mü ya da aşkı yaşatmak için hiç evlenmemek mi gerek, sorularına cevap arıyor

OYUNUN KONUSU:
Doğan (Ferdi ATUNER) çok çapkındır ve karısı ikoncan Serap’la (Umut AKYÜREK) Bodrum Türkbükü’ndeki villasında yaşamaktadır. Kadınlara kendini bekâr olarak tanıtan Doğan, bir gün Maşallahlarla bir iş toplantısı yapmak üzere Bursa’ya gitmek zorunda olduğunu söyler karısına. Amacı sevgilisi Arzu Maşallah (Fulden AKYÜREK) ile buluşmaktır. Ancak Serap kocası tatilini kesip Bursa’ya gitmesin diye gizlice Arzu’yu villaya davet eder. Amacı iş toplantısının Bodrum’da yapılmasıdır. Gerçeklerden habersiz, kocasının sevgilisini Bodrum’a davet eder. Ama asıl sürpriz Doğan’ın arkadaşı olan Süleyman’ın (Abdullah ŞAHİN) da Arzu’nun peşinden villaya gelmesidir. Böylece işler çok karışır. Sürprizler bununla da bitmez.

7 Ocak 2010 Perşembe

YETİŞTİRİLMEK ÜZERE PERSONEL ARANIYOR !!!






SpaceClaim ve SolidWorks yazılımları konusunda yetiştirilmek üzere;

- CAD-CAM alanına ilgi duyan,
- Konya, İstanbul (Anadolu ve Avrupa), Bursa illerinde ikamet eden,
- Askerlik sorunu olmayan veya Bayan
- Tercihen araç kullanmayı bilen
- İngilizce diline hakim

Teknik destek, Eğitimci ve Satış alanında ekip arkadaşları arıyoruz.



Başvuruların haluk.tatar@ankotr.com adresine resimli CV ile yapılması rica olunur.

5 Ocak 2010 Salı

Sokak çocuğuyum ben ...


Ne zamandı kim bilir sıcak bir yatakta uyanışım
Ne zamandı şöyle güzel bir kahvaltı yapışım
Doya doya banyo keyfi , daha sonra
Sıcak bir bardak süt içip yatışım
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Dışlanmanın ne demek olduğunu bilir misin
Uzaylı muamelesi görmenin ne demek olduğunu
Şefkat beklerken tartaklanmanın ızdırabını
Simit yiyen çocuklara özenmeyi
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Polis amcaları gördüğümde kalbimin hızlı attığını
Bir çocuğun anne baba dediğinde göz yaşlarımın aktığını
Okul çantasının hayaliyle yandığımı
Okul tahtasına bir şeyler yazma arzumu
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Çöplerden az yenilmiş yiyecek bulduğunda sevindin mi
Yarım içilmiş ayranı ,suyu,sütü katık ettin mi
Mis gibi kızarmış balık hasreti çektin mi
Soğuk havalarda titreyen bedenimi
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Aklından benim için bir şey yapmak geçti mi
Kendi çocuğunu düşünürken beni de hissettin mi
Düşündün mü elimden tutup eğitimime destek vermeyi
Sıcak bir yuvaya yerleştirip yavrum demeyi
Sen nerden düşüneceksin aç değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Bana düşlerini kiralar mısın abi ya sen abla
Söz çalışır öderim şimdi değil büyüyünce ama
Açım tamam hakkını yemedim kimsenin daha
Benim hiç hayalim olmadı kimse bu senin hayalin demedi
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Halil KARASAKAL – İzmir
04 Ocak 2010      21:55