31 Aralık 2009 Perşembe

29 Aralık 2009 Salı

Tek taraflı aşk ... (2009'un en son şiiri )


Bir tutku bir özlem benimki
Sadece öylesine bir sevda önemli değil
Ne bir değeri var nede bir sonu
İçimde herşey kimse bilmiyor
Bu benim suçum senin değil
Tek taraflı aşk olurmu hiç

Gözlerinde kendimi görüyorsam
Her sabah uyandığımda ilk kelimem adınsa
Ve ben her yerde seni özlüyorsam
Adını duyduğumda çocuklar gibi seviniyorsam
Bu benim suçum senin değil
Tek taraflı aşk olurmu hiç

Seninle ilgili hayaller kuruyorsam
Hala senin sesini duyduğumda
Seni düşündüğümde kalbim hızla atıyorsa
Ve ben senin için ağlıyorsam her gece
Bu benim suçum senin değil
Tek taraflı aşk olurmu hiç

Yanımda olmasanda yanımda olduğunu
Bir gün haber alamasam meraktan öldüğümü
Sana ulaşamamanın en büyük ceza olduğunu
Düşünüyorsam eğer
Bilmelisin
Bu benim suçum senin değil
Tek taraflı aşk olurmu hiç

Halil KARASAKAL -İzmir
29/12/2009 21:53 

26 Aralık 2009 Cumartesi

Aşure Ayımız Kutlu Olsun :)


Aşure vitamin deposu
Hem büyüklerin hemde çocukların severek yediği aşure vitamin deposu
Bazı özel günlerde hazırlanan aşure, içinde bulunan vitamin, mineral ve protein nedeniyle önemli bir besin kaynağı.Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi, aşurenin özellikle çocuklar için önemli olduğunu söyledi. Aşure, Hicri takvime göre Muharrem ayının 10'uncu gününe denk gelen Aşure Günü'nde evde hazırlanıyor. "Bu günde, peygamberlerin ve onlara inananların çok büyük sıkıntılardan, zulümlerden, baskılardan kurtulduğuna inanılır.
Aşurinin içine: Buğday, nohut, fasulye, kuru üzüm, kayısı, badem ve ceviz gibi yaklaşık 10 baklagil, meyve ve sert kabuklu yiyecekler katılıyor.Bunun dışında bazı bölgelerde haşhaş, susam, nar, kenevir, kuru elma ve portakal gibi malzemeler de eklenebiliyor. "Türk mutfağının vitamin ve enerji bakımından en sağlıklı ve besleyici tatlısı aşuredir. Tahıl ve kuru baklagiller birlikte kullanıldığı için protein, kuru meyveler kullanıldığı için de yoğun vitamin barındırır''
Aşurenin faydaları :
-Aşure çorbasının içinde sadece bitkisel yağlar olduğu için de kolesterol bulunmaz.
-Aşurenin B2, B1, C, A vitamininin yanı sıra bol miktarda demir, çinko, fosfor, kalsiyum ve sodyum içerdiğini de anlattı.
-Aşurenin sağlık için daha sık tüketilmelidir ''
-Aşure, özellikle çocuklar için büyük bir enerji kaynağıdır.
-Tatlı olarak çocukların kolaylıkla tüketmesi sağlanabilecek aşure, vücut direncini artıracaktır. -Vitamin ve mineral deposu olan aşure, vücudun daha dirençsiz kalabildiği bu dönemlerde mutlaka tüketilmelidir.
- Kış aylarında soğuk ve hastalıklara karşı gerekli olan enerji, vitamin ve minerallerin önemli kısmı aşurede bulunuyor.'
kayanak.netten alıntı

17 Aralık 2009 Perşembe

Bitti demekle bitiyormu herşey ...




Farkettim ki artık hayatı sevmiyorum
Demiştin ya üstad bir gün hayat biter
O gün bugün mü bittimi güzel düşler
Bitti demekle bitiyormu herşey

Yeşil ırmaklar akan hayallerim vardı
Çam sakızı çoban armağanı düşlerim
Avuç kadar bir kalpte bir ömür düşledim
Bitti demekle bitiyormu herşey

Yalnız doğdum yalnız öleceğim
Üstümü toprakla örtermisin
Rahat uyumak istiyorum kimse ellemesin
Bitti demekle bitiyormu herşey

Kalp kalbe karşı güzel
Uzak oldumu sevgili gönül neyler
Hele sevdiğin kalpte bir hiçsen eğer
O zaman bitiyor üstad herşey

Halil KARASAKAL -İzmir
16-Aralık-2009 23:48

9 Aralık 2009 Çarşamba

Senden bir tane daha yok ...



Unutma, senden bir tane daha yok bu dünyada!
Gülümsemeyi asla unutma.
Gözlerinin içi gülsün gülerken, bakışların pırıl pırıl olsun ve
her zaman nemli kalsın göz pınarların.

Unutma kendini sevilebilecek bir insan haline getirmeyi
ve ondan sonra da kendini sevip kendine sarılmayı.
Zamana güven ve onun senin en büyük dostlarından biri olduğuna.
Acılarının ve felaketlerinin ancak onun koynunda uyuyabileceğini unutma.

Unutma. Başına gelenlerin günün birinde kişisel tarihinin
ayrıntılarından biri olmaya mahkum olacağını unutma.
Her çiçek sevgilin olsun, her sevgilin ise bir çiçek.
Açık tut gönlünü tüm güzelliklere.

Aydedenin sihrini gönderdiği gecelerde uyuyarak çalma
hayatından saatlerini. Gecenin içinde yolculuğa çıkmayı unutma.
İçinde hiç ölmeyecek bir gençlik virüsü yarat ve kaç yaşında
olursan ol, her zaman yirmibeş yaşında kalman gerektiğini
unutma. Asla taviz verme seni sen yapan yanlarından.
Onurlu bir yasam sürebilmen için, sartlar ne olursa olsun
direnmeyi sakın unutma.

İçindeki seni katletmeye kalkma sakın. Kendine vuracağın
her darbenin seni senden biraz daha uzaklaştıracağını
unutma. Korkma mahallenin delisi olmaktan.
Doğrucu Davutlar ne kadar çoğalırsa mahallende,
hayat mutlaka daha iyiye gidecektir, unutma.

Hatanın affedilmeyecek olanından kaç, ama hata yapmayayım
diye de yakıp geçme yıllarını. Unutma ki, hiç hata yapmayan
bir insan yapabileceklerinin en iyisini yapamamış demektir hayatta.

Korkma insanca korkularından. Ve korkunun kendisinden çok,
onun beklentisinin daha korkutucu olduğunu unutma.

Bir anlamı olsun kendinle yaptığın kavgaların.
Ve hep ileriye taşısın seni kavgada attığın her adım.
Açık bırak pencereni ve sabah güneşinin,
rüzgarı önüne katarak perdelerle yapacağı raksa dönük
olsun bakışların.

Küçücük mutlulukların görkemine inandır kendini
ve gülümse. Umutların bitmesin asla ve umutların bittiği yerin,
hayatın da bittiği yer olacağını asla unutma.
Ve şaire kulak ver:

" Senden bir tane daha yok bu dünyada''

Eğer bir dış etken seni üzerse,
Duyduğun acı o şeyin kendisinden değil,
Senin ona verdiğin değerden geliyordur.
Onu da her an ortadan kaldırma gücün vardır."

Marcus Aunelius

8 Aralık 2009 Salı

Benimki de bayrammı yani ...





Her bayram bir hüzün sarar içimi
Sensiz buralarda yaşıyormuyum sanki
Göz pınarlarım kurudu
Sessizliği içime çekiyor hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum sevgili

Sen oralarda ben buralarda
Bayrammı geçer söylesene
Benimki de bayrammı yani


Şeker toplayan çocuklara özeniyorum
Bu kalp acısı bende oldukça
Bu şehirde bayram yok sanki

Eskiden gezdiğimiz yerlerden geçmiyorum
Seni unutamıyorum zaten
Birde anılar uykusuz bırakmasın beni

Bir gülümseseydin ne olurdu yani
Çokmu şey istedim sanki
Koşar gelirdim herşeyi arkamda bırakarak
Sen orada ben burada
Buda bayrammı yani

Bayram mesajın geldi az önce
Çocuklar bile benim kadar mutlu olmaz inanki
Öptüm cep telefonumu yanımdaymışsın gibi
Bayram diyorlar nerede bayram hani
Özlüyorum sevgili hiç unutmadım ki ben seni


Halil KARASAKAL İzmir

23 Kasım 2009 06 :23

5 Aralık 2009 Cumartesi

3 Aralık 2009 Perşembe

Hapı yuttuk zaten bide Pamuğu yiyeceğiz :)))

Pamuğu da yiyeceğiz

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi.
Pamuğu%20da%20yiyeceğiz%20

Alman "Die Welt" gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki "gossypol" adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi.

Bu önemli başarıyı sağlayan Texas A&M Üniversitesi araştırmacılarından Keerti Rathore, dünyada çok sayıda fakir insanın yeterli protein alamadığına dikkati çekerek, bu eksiğin giderilebilmesi için pamuk gibi bir kaynaktan istifade edilmesinin iyi olacağını söyledi.

Araştırmacıların 1950'li yıllarda, bir geni ortadan kaldırarak "gossypol"suz pamuk üretmeyi başardığı, ancak bunun pamuğu böceklere ve hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği, Rathore'nin ise yeni bir yöntemle bu zehri sadece pamuğun çekirdeğinde yok etmeyi başardığı, böylece pamuk bitkisinin dış etkenlere karşı savunmasız kalmadığı kaydedildi.

Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore'nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

Pamuk çekirdeğini sadece sığırların yiyebildiği, sindirim sistemlerinin "gossypol"u zararsız hale getirebildiği belirtilen haberde, ancak bu zehrin diğer hayvanlarda ve insanlarda kalp ve karaciğer rahatsızlıklarına neden olduğu, pamuk çekirdeğiyle beslenen tavukların 1 hafta içinde öldüğü ifade edildi.

alıntı ...

Kuruyemiş yiyelim sağlıklı yaşayalım ...





AY ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI

  • Kolesterolü düşürür.
  • Damar sertliğini giderir.
  • Kır işçilerinin ve zayıf kalmış çocukların günde 50 gram yemesi tavsiye edilir.
  • Cinsel arzuyu artırır.
  • Kalp ve sinir hastalıklarını önler.
  • İdrar söktürür.
  • Solunum sistemi rahatsızlıklarında iyileştirici etkilere sahiptir.
 KABAK ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI
  • Böbrekleri güçlendirir.
  • Böbrek, mesane iltihaplarını önler.
  • İdrar yollarında oluşan hastalıkları giderir.
  • Bağırsak kurtlarını düşürür.
  • Birçok prostat ilacının bileşiminde kabak çekirdeği bulunmaktadır.
 TUZLU FISTIK FAYDALARI
  • Cinsel arzuyu artırır.
  • Zihinsel ve bedensel yorgunluğu alır.
  • Böbrek ve safrakesesi ağrılarını hafifletir.
  • Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.
  • Yalnız olarak yenmeli, portakal, elma, armut gibi meyve veya sebzelerle tüketilmemelidir.
 ANTEP FISTIĞI FAYDALARI
  • Günde 10-12 adet yenilen iç antepfıstığı,vücudun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir.
  • 100 g antepfıstığı vücudun günlük protein,vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35``ini karşılayabilmektedir.
  • Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır.
  • Antepfıstığı şeker hastalığında (Diabete Mellitus)kullanılabilir.
  • İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.
  • Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir.
  • Akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.
KAJU FISTIK FAYDALARI
  • Çinko içerdiğinden gribe karşı koruyucu etkisi vardır, bağışıklık sistemini güçlendirir, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler.
  • İçerdiği minerallerden magnezyum (276 mg/100 gr) kemik ve sinir dokusunu besler, kasların çalışmasını düzenler, kalp atışlarını düzenler.
  • Kansızlığın önemli rahatsızlıklara yol açtığı hamile ve çocuklarda D vitamini içeriği ile eksikliği giderir, kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Özellikle gebelikte takviyesi gereken demir (6,43 mg/100 gr) mineralini içerir.
  • İçerdiği selenyum ile vücudu çeşitli hastalıklardan korur,şeker hastalığının gelişimini engeller,kansere karşı direnci arttırır.
  • İçerisinde bulunan potasyum tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir. Kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
 FINDIK İÇİ FAYDALARI
  • Cildi güzelleştirir.
  • Varis tedavisinde faydalıdır.
  • Enerji verici ve besleyicidir. Cinsel gücü artırır.
  • Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır.
  • Böbrekteki kum ve taşları döker, böbrek rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.
  • Vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
  • Gelişme çağındaki çocukların gelişmelerini daha iyi sağlamak için fındık verilmelidir.
  • Yüksek tansiyondan prostata, kalp şikâyetinden menopoz dönemi sorunlarına kadar birçok rahatsızlıkta fındık vücudu güçlendirici ve sağlığımızı koruyucu bir görev üstlenir.
  • Yapılan pek çok araştırma, fındığın kolesterolü düşürdüğünü ve kalp krizi riskini azalttığını, içerdiği yüksek kalsiyum sayesinde kemikleri ve dişleri güçlendirdiğini, cinsiyet hormonlarını geliştirdiğini ve günlük yaşamda enerji verdiğini ortaya koyuyor.
  • Her gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının yüzde 100`ünü karşılıyor.
  • Son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, fındıkta bol miktarda bulunan beta-sitosterol maddesi, kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon, prostat, göğüs) gibi pek çok hastalığı önlemede önemli bir rol oynayabiliyor. Bu husus, tümör büyümesini engelleme ve apoptosis uyarımı içinde geçerli.
 PATLATMALIK MISIR FAYDALARI
  • Mısır lifli bir besindir. Bu yüzden kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar ve kabızlığı önler, alınan posa miktarı artıkça koroner kalp hastalığı riski de azalır.
  • İçerdiği yüksek karbonhidrat miktarı sayesinde enerjinize enerji katar.
  • Mısırda protein, kalsiyum, demir , fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.
 BADEM FAYDALARI
  • Sinirleri güçlendirir.
  • Göğüs hastalıklarını önler.
  • Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
  • Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
  • Böbrek ve idrar yolları iltihaplarını iyileştirir.
  • Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.
  • Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini azaltır.
  • Her gün 42 gr badem veya fındık tüketimi kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
  • Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.
  • Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir.
  • Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir.
  • Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
 LEBLEBİ FAYDALARI
  • Anne sütünü artırır.
  • Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
  • Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
  • Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.
 BEYAZ LEBLEBİ FAYDALARI
  • Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
  • Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.
  • Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
  • Anne sütünü artırır.
 CEVİZ FAYDALARI
  • Kanda kolesterolün yükselmesini önler.
  • Beynin çalışmasını güçlendirir.
  • Çocukların okul performansları ve hatırlama yetileri arttırmak için gereklidir.
  • İçerdiği fosfor ve kalsiyum zihni yorgunluğu giderir, kemik ve dişleri güçlendirir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • İyi bir antioksidan kaynağı olması sebebiyle kanserle savaşta önemli rolü vardır.
  • Ceviz yenmesi, kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur: Cevizin içerdiği doymamış yağlardaki linoleik asit, kolesterol düzeyini düşürür. Ayrıca içerdiği alfalinoleik asit ile omega 3 yağ asitleri, damar tıkanmalarını önler. Yapılan araştırmalar, düzenli ceviz yiyen kişilerde koroner damar hastalıklarına yakalanma riskinin önemli oranda azaldığını göstermektedir.
  • Kansızlığı önler.
  • Şeker hastalıklarında kap hastalığı riskini düşürür.
  • Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruyucudur.
  • Mide gazını ve sindirim bozukluklarını giderir.
  • Kırmızı kan hücrelerinin biçimlenmesine,akciğerlerden dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan ve kansızlığı önleyen
  • Potasyum açısından oldukça zengindir. Potasyum, sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gereklidir.
  • Safra kesesi taşı oluşumunu engellediği saptanmıştır.
 KURU İNCİR FAYDALARI
  • Kansere karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Hamilelerde ve çocuklarda kemik gelişimini sağlar.
  • Yaşlılarda kemik erimesini önler.
  • İçerdiği protein ile hücreleri tamir eder ve yeniler.
  • Zengin demir minerali ile kanı güçlendirir.
  • Kemik hastalıklarında ve gelişim bozukluklarında olumlu etkileri gözlemlenmiştir.
  • Pektik maddelerin kaynağı olmasından dolayı, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalıklarında kan şekerinin hızla yükselmesini önler.
 KURU HURMA FAYDALARI
  • Hurma, zihni ve bedeni gelişmeyi sağlar.
  • Kansere karşı koruyucudur, öksürüğü keser, boğaz ağrısını, bronşiti ve soğuk algınlığını giderir.
  • Kemik hastalıklarında faydası ise yadsınamaz.
  • Mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde kalsiyum. potasyum. demir, B vitamini bulunmaktadır.
 KURU KAYISI FAYDALARI
  • Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
  • Karaciğerin tahrip olan kısmının tamirini yapar.
  • Kemiklerin düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
  • Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur.
  • Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur, meydana gelmiş ülserlerin iyileşmesinde rol oynar.
  • Böbreklerde taş oluşumu riskini azaltır.
  • Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırmaktadır.
  • Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
  • Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.
  • Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar.
  • Potasyum oranı yüksek olması nedeniyle kalp yetmezliği,böbrek hastalıkları,hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
  • Saf karbonhidrat içerdiğinden hazır enerji kaynağıdır.
  • Ciltteki pürüzleri gidererek daha düzgün ve canlı görünüm sağlar.
  • Kayısı A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir. İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.
  • Sinirleri güçlendirir, uyku verir, kabızlığa iyi gelir.
 KURU ÜZÜM FAYDALARI
  • Üzüm ürünlerindeki demir, kalsiyum ve potasyum minerallerinin, kemik gelişimi yanında kansızlığı, halsizliği, zayıflığı ve ishali tedavi edici özelliği bulunmaktadır.
  • Kilo almak isteyen de rejim yapmak isteyen de üzüm yemelidir çünkü enerji verir.
  • Protein ve karbonhidrat kaynağıdır. A,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir. Günlük kalsiyumun 1/5’ini ve demirin ise 1/3’ünü karşılar. Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder.
  • Karaciğer zafiyetine, öksürüğe, bronşite iyi gelir.
  • Unutkanlığı azaltıcı etkileri olduğu gölemlenmiştir.
  • Diş çürümelerini engeller.
  • Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bu özelliği ile bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır.
  • Gıda şekli anne sütüne benzer. Üzümdeki bol demir kan yapar.
 TÜRK KAHVESİ FAYDALARI
  • Kahvenin içerdiği kafein maddesi, sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirir.
  • Uyuşukluğu giderip enerji verir ve uyanık kalmayı sağlar.
  • Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
     .  Ayrıca kahve içenlerde içmeyenlere nazaran daha az diş çürüğünün olması,  bir başka     dikkat çekici araştırma sonucu.
  • Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler oluyor. Tüm vücut ani bir enerji akımı ile doluyor. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya başlıyor. Tüm bu olumlu yönlerine rağmen kahveyi çok fazla tüketmemekte fayda var.
  • Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek.
  • Kanser riskini azaltıyor: Norveç’te yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
  • Kanser riskini azaltıyor: Norveç’te yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
  • Alzheimer’i önlüyor Portekiz’de 2002 yılında yapılan araştırmaya göre kafein beyni zinde tutuyor.  alıntı .... 

27 Kasım 2009 Cuma

Daha Nice Bayramlara ...




Sıcak bir gülümseme gönder bana
İçinden gelsin sıcacık olsun
Hayatımıza neşe huzur dolsun
Bayramımız kutlu olsun ...

Huzurlu ve sağlıklı -  barış ve kardeşlik duygularının pekiştiği
İnsanların sevgi ile dolduğu enfes bir bayram diliyorum
tabiki hepimize .Herşey gönlümüzce olsun .

sevgilerimle .

18 Kasım 2009 Çarşamba

Fakir nedir Anne ...




'' açlık nedir bilirmisin .Sen hiç aç uyudunmu beyim '' bu son sözleri oldu .Adamcağız birden yere yığılıverdi.
Dursun Bey sekreteryadaki kıza seslendi . '' Nilgün Hn. Adil Beyleri çağırın biraz çabuk olun. ''
Bir taraftan yerde cansız yatan işçinin bedenini sarsıyor .''Kalk be adam başıma bela olacaksın ,git evinde biryerlerde öl ''diyordu. Hızla içeri giren Adnan ve Adil Bey'lere dönerek '' tutun şunu çıkaralım buradan daraldım ya biri ambulans çağırsın, durma kızım çağır şu ambulansı '' dedi Dursun Bey .
Hastahane on dakika uzaktaydı ambulans çabuk geldi .Hızla ambulansa yerleştirilen iki çocuk babası onbeş yıllık işçi  Recep Bey acile götürüldü .Koridorda telaşlı bir koşuşturmaca hakimdi .Doktor ''kızım yoğun bakımı hazırlayın çabuk olun ''
diyordu.Cansız bedeni bu yükü daha fazla kaldıramamıştı.Üzerine atılan iftira ve onbeş yıllık emeğine karşı tazminatsız işten çıkarılmak Recep Bey'in yorgun kalbini daha bir fazla yormuş ve sonunda bedeni iflas etmişti .İnsan Kaynakları Departmanından üç gün önce çağırmış ve '' işinize son verildi tazminatınız ödenmeyecek siz biliyorsunuz durumu ''denilmişti .
Ne kadar derdini anlatmaya çalıştı isede mevzuat belliydi ve durum değiştirilemezdi. Ambu cihazı ile hava veriliyor bir taraftan az önce duran kalbi tekrar çalıştırmak için doktorlar ellerinden geleni yapıyorlardı .Bu sırada hastahane koridorları yürekleri sızlatan bir çığlıkla yankılandı.Eşi yirmi beş yıllık hayat arkadaşı gelmiş ve sönmek üzere olan ocağı için son bir kez çırpınmıştı .Ne kadar çırpınsada fayda vermemişti .Recep Bey'in yorgun kalbi artık çalışmak istemiyordu .Pes etmiş yeter artık der gibiydi. Kan ter içerisinde kalan doktorlar ''son bir kez '' dediler .Sessiz bedenden gelecek bir tepki beklediler .Sonuç olumsuzdu .
Necla Hn. beş ve yedi yaşındaki iki çocuğu ile dul kalmıştı .Göz yaşları çağlayan bir pınar gibi yere akıyordu .
Şirketten sadece mutemet Adil Bey vardı .Telefonunu çıkardı '' Dursun Bey ben Adil '' dedi .Dursun Bey '' Söyle Adil ne oldu yaşıyor mu ? '' dedi.
Adil Bey titreyen birazda kızan bir ses tonu ile '' Dursun Bey silin göz yaşlarınızı fakir doğdu fakir olarak öldü bu sizin suçunuz değil ''dedi .

Bu sözleri söylerken yanına gelmiş olan Necla Hn . ve yetim çocuklarını farkedememişti .Beş yaşındaki Ahmet sordu '' fakir nedir anne ''
Kadın göz yaşlarını daha fazla tutamadı hıçkırmaya başladı .''Birgün anlarsın yavrum'' dedi .

Halil KARASAKAL - İzmir
18 Kasım 2009  22:28

Güzel yüzlü melek ...



Günaydın güzel yüzlü melek
Bu günde günüm güzel geçecek
Bir bakışına canım feda
Bu kalp seninle gülecek

Sana açılır bütün yollarım
Sana hasret kollarım
Bu yüz seninle gülecek
Günaydın güzel yüzlü melek

Kalbime hediye oldun
Hoşgeldin gönlüme  huzur buldum
Günaydın güzel yüzlü melek
Bu kalp seni hep sevecek

Halil KARASAKAL - İzmir
17 Kasım 2009  05:21

17 Kasım 2009 Salı

Bir sevda borcun olsun ...





Bahse varmısın nesine
Bir sevda borcun olsun mu söyle
Alıştım nasıl olsa
Kazanıp kaybetmeye

Hayata gülümsüyor gözlerim
Gözlerimde saklı hislerim
Bir gün anladığında sevebilirsin
Geç olmaz ise kazanmanı isterim

Pamuk şekerinden hayaller kurma
Avutma kendini el için yorma
Kalbinden geçenlere kulak ver anla
Yorma kendini boşu boşuna

Aşkın yolu birdir
Bu seni sana şikayetimdir
Anlamazsanda keyfin bilir
Benim sevgim ebedidir

Bir sevda borcun olsun
Sana taksitte yaparım
Alıştım veresiye sevilmeye
Karşılıksız sevdaları biriktirmeye

Halil KARASAKAL -İzmir

16-Kasım-2009 12:25

12 Kasım 2009 Perşembe

Mutluluk Hırsızı...



Mutsuzum öyleyse sende mutsuz ol.Bende yok sende de olmasın .
Bir insan beyninden geçen ,düşünce olabilir yada ağızdan nefretle
çıkan bir çift söz .Ama asla söylenmemesi gereken derin yaralar
uyandıran sahibi kadar garip iki cümle .

Bir insan nasıl olurda bir başkasının mutluluğunu çalabilir,kıskanabilir .

Karnım zil çalıyor yemek molasına daha beş dakika var .Bir iki mail
gelmiş yeni tedarikçi isteği .Onları okuyorum .Kapıdan içeri
Sibel girmiş farkında değilim. '' Hadi ama bak ben bilançoyu tamamladım
sen hala bitiremedin ''diyor , gülümsüyorum. ''Tamam canım geliyorum bir iki
mail vardı boşlukta okumak istedim ''

Yemekhaneden yükselen nefis yemek kokuları içimize işliyor .Aynı anda
''ımmmm nefis'' diyoruz .Sibel ile bir birimize bakıp gülüşüyoruz .
Tepsilerimize önceden porselen tabaklara koyulmuş hala dumanı tüten
yemeklerden enfes salatadan vs. alıyoruz. Uygun bir masa seçiyoruz fazla
kimsede yok erken gelmişiz biraz .

Hoş bir sohbet sarıyor yemeklerimizi yerken , gülümsüyoruz laf lafı açıyor
yemekler nefis ortam ona keza enfes bir an .İçimden keşke bütün
insanlık şu anın tadına varabilse diyorum .Mümkünü varmı acaba ?


Planlama Departmanından Necati ve İnci oturuyor masamıza ''afiyet olsun ''
diyorlar .Bizlerde aynı kibarlıkla yanıt veriyor sohbetimize Sibel ile devam
ediyoruz .Yemeklerimiz yeniyor ,sularımız, meyva sularımız içiliyor herşey
tamam.Kalkma vakti .Gülümseyen gözler ile ''afiyet olsun '' diyoruz .
Necati ''afiyet olsun , bir şey sorsam merakımdan yanlış anlama lütfen
'' diyor .Kibar bir beyefendi her zaman iyi bir dinleyici olmalı .'' Buyrun tabiki
diyorum '' Sibel'de ayakta kaldı.Necati '' Gamsızız galiba biraz '' diyor '' nasıl anlamadım
dercesine bakıyorum .'' yani ne zaman görsem şen şakrak gülen bir yüz ve herşey
yolunda gibi gelen bir ifadeniz varda diyor '' yine gülümsüyorum '' meraktan sanırım
ama gülen bir yüz asla sizi aldatmasın'' diyorum.Devam ediyorum ''siz sadece gördüklerinizi
yorumlayabilirsiniz ,oyunu izlersiniz fakat perdenin arkasını göremezsiniz ''

Gülümseyerek ayrılıyoruz. Sibel '' neden ağzının payını vermedin resmen patavatsızlık yaptı ''
''aynı seviyeye inmekten korktum desem '' . Gözleri parlıyor '' sen nasıl bir adamsın ya
varmı senden bir tane daha iyiki sevmişim seni iyiki tanımışım ''diyor.

Mutluluğunuzu çalmaya çalışan bir hırsız görürseniz ona gülümseyin .
O ne demek istediğinizi anlayacaktır .

Sevgilerimle .

Halil KARASAKAL -İzmir

12-Kasım-2009 00:02

10 Kasım 2009 Salı

Sen ölmedin ...






Seni içimde hissediyorum
Aynaya her baktığımda gözlerimde
Masmavi gözlerini görüyorum
Üzülmüyorum dimdik ayaktayım
Senin istediğin gibi yaşamaktayım

Dedem anlatırdı heybetini asaletini
Oda bir zamanlar Mustafa Kemal askeriydi
Nöbet değişti şimdi sıra bizde
Vatan emanettir bu yüce millete

Sen ölmedin atam kalbim hala çarpıyor
Vatan için yaptıkların ebediyyen yaşıyor
Bu vatanı bölemezler bu yürek çarptıkça
Mustafa Kemal askerleri hala yaşıyor

Minik bir kız çocuğu hıçkırarak ağlıyor
Biliyormusunuz Atatürk öldü diyor
Çok ağladık bütün sınıf herkes üzüldü diyor
Sen ölmedin atam sevgin kalbimizde yaşıyor.

Halil KARASAKAL-İzmir
10.Kasım .2009 06:32

9 Kasım 2009 Pazartesi

MUTLU ÖMRÜN 10 SÖZÜ



MUTLU ÖMRÜN 10 SÖZÜ

1. Kendini Tanı (Sokrates)

Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkarıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçiyor.

2. Olduğun gibi görün ya da görüdüğün gibi ol (Mevlana)

Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan, her şey seni düşürür.


3. En yukarıda aşk var (Aziz Paul)

Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, özen eksikse, hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.

4. Dünyayı hayal gücü döndürür (Albert Einstein)

Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat herkes için; hayalleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir. Bobby kennedy'nin sözü gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve "Neden?" diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve "Neden olmasın?" diye soruyorum.

5. Fazla güzellik göz çıkarmaz (Mae West)

Güzel hayat doya doya yaşanır. Mutluluk paylaşılır, hayatı sevme hissi coşkuyla beraber gelir. Ruhun müziginde "Haydi bastır, göster kendini" temposu vardır. Kibir değil, coşku!

6. Fırsatlar yakalandıkça çoğalır (Sun Tzu)

Başarı cesaret ister, başlangıçtaki cesaret sonradan inanca dönüşür. İnanç insanlığa daha iyi hizmet arzusuna dönüştügünde, fırsatlar yelpazesi yukarı bir seviyede tekrar açılır.

7. Ya yap ya yapma. Denemek yok! (Yoda - Yıldız Savaşları)

Hayat seri hareket, karar ve kararlılık gerektirir. Teredütte kalanlar geride kalır. hayatın üstüne gitmezseniz, hayat sizin üstünüze gelir.

8. Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadğında değil, alınacak bir şey kalmadığında oluşur (Antoine de St. Exupery)

Hayatınızı basitleştirin. Basitçe indirge, indirge, bir kere daha indirge... O zaman ne kalıyor ona bak. İstekler listenizi kısa tutun. Kısa tutun ki, odaklanabilirisiniz. Güneş ışığına büyüteç tutmak gibi konsantre olmazsanız, hayatı yakamazsınız.

9. Kabiliyet yoksa sanatçı olmaz, ama çalışılmadıkça kabiliyet hiçbir işe yaramaz (Emile Zola)

Ancak akıllı, bilinçli ve odağı şaşmayan çabalar sonrası, olası potansiyelin yapabilecekleri gerçekleşir. Elması yontmadıkça elinizde sadece bir taş parçası vardır.

10. Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak... Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak (Albert Einstein)

Şükretmeyi unutmamak gerek

alıntı...

4 Kasım 2009 Çarşamba

Günnnayyydınnnn :))



Yağmur yağıyor İzmir' de
Hava kapalı ıslak yerlerde
Doğdu güneşim içimde
Sevgi doluyum , pozitifim bugünde
Haydi sende gülümse Günaydın de

Günaydın efendim , sağlık, mutluluk ve huzurla
birlikte gelen bol kazançlar dilerim.
Güzel keyifli bir gün geçirelim.

sevgilerimle .

2 Kasım 2009 Pazartesi

Ruh İkizime Şiirler (Yokluğunda varlığını sevdim )



Yokluğunda sevdim seni
Hiç görmediğim halde
Varlığına inanarak
Görmeden sevdim seni

Mevsimler birbirini kovalar
Her gün yeni bir umudum var
Varlığına inanarak
Yokluğunda sevdim seni

Bir vardın bir yoktun
Saklambaç gibi yani
Hayallerimde sobeledim
Yokluğunda sevdim seni


Sen yoktun ben seni çok sevdim
Görmesemde sevdim
Şu an bile içimde sevgin
Çünkü ben seni görmeden sevdim

Ilık bir bahar akşamında
Uzaklara bakarken düşüncelerimde
Tenimi okşayan rüzgarda
Ben seni görmeden sevdim.

Taze çiçekler topladım
Hayallerimdeki sana
Yokluğunda sevdim seni
Çiçekleri veremedim.

Bir umudum var benim
Güzel gözlerine bakacağım
İçimi varlığınla ısıtacaksın
Yokluğunda varlığını sevdim.


Ruh İkizime Şiirler -İzmir
Halil KARASAKAL
02-Kasım -2009 07:33

30 Ekim 2009 Cuma



Efendim tam 3G yi keşfedecektik ki Devlet büyüklerimiz
4G den bahsetmeye başladı meğerse dünya 4G ye çoktan
geçmiş bile :))

Mobil cihazlarda yüksek çözünürlüklü video devri 4G ile açılacak. İşte 4G’nin getirecekleri…

Ağ donanım sağlayıcılarından Cisco’nun yaptığı açıklamaya göre 4G servisleri kimi şirketlerin video uygulamalarının sonu olacak. Cisco Uluslararası Servis Sağlayıcısı Pazarlama Müdürü Suraj Shetty geçen hafta yaptığı bir söyleşide “şirketlerin yüksek-hızlı kablosuz geniş bant teknolojileri olan WiMAX ve LTE’nin, yüksek çözünürlüklü videoların mobil cihazlarda paylaşımına imkan sağladığını” belirtti.

Ayrıca “telekomünikasyon şirketlerinin kapsamlı video servisleri sunarak kendilerini neredeyse kablolu internet’e çevirdiğini, kablolu internet sağlayıcılarının da geliştirilmiş ses ve internet seçenekleri ile bu şirketlerle daha iyi rekabet edeceği” açıklamasında bulundu.

Günümüzde şu bir gerçek ki yüksek çözünürlüklü bir videoyu DSL ve ya fiber optik üzerinden paylaşabiliyoruz. Fakat aynı durum kablosuz bir ortam için neredeyse imkânsız. Ama 4G gelince, bu gibi paylaşımları kablosuz ortamda rahatça yapmak mümkün olacak.

Cisco’nun mobil internet veri alışverişi üzerine yaptığı bir araştırmada; 2013 yılına girildiğinde veri alışverişi %64 video, %19 veri servisleri, %10 dosya paylaşımı ve %7 ses olacak deniliyor. Ayrıca yine bu araştırma günümüz video transferinin 2012 yılı sonlarına kadar 4 kat çoğalacağını gösteriyor.

4G kapasitesi 15mbps bant genişliğini destekliyor. Eğer ki böyle bir bant genişliğine sahip olursak, kimi servislerin daha da gelişeceğini tahmin etmek pekte yanlış bir yorum olmaz.

gencakademi

26 Ekim 2009 Pazartesi

DAVETLİSİNİZ!!! “Yaşasın Gökkuşağı”





Efendim sanat denilince akan sular durur benim için ,
pek bir heyecanlanırım içimdeki o hiperaktif
sanatçı cocuk çıkı verir dışıma
nede olsa balık burcuyum ya :) neyse konumuz sizi
güzel İzmir'imizde güzel bir çocuk oyununa davet etmek .
Haydi çocuklarımızı sanatla tanıştırma vakti ;

Karşıyaka Belediye Tiyatrosu 2009-2010 tiyatro sezonunu Ülkü Ayvaz’ın kaleme aldığı “Yaşasın Gökkuşağı” isimli çocuk oyunuyla açtı.

Oyun öncesinde aileler oyuncu çocuklarının kostümleri ve makyajları ile özel olarak ilgilendi. Ziya Gökalp Kültür Merkezi’nde gerçekleşen gala gösteriminde büyük ilgiyle izlenen oyunun yönetmenliğini Karşıyaka Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Zekeriya Hocalar üstlendi. 05-12 yaş grubuna yönelik olarak sahneye uyarlanan oyunun müziklerini Türker Barbanbek, koreografisi de Melodi Sıcakyüz yaptı. Oyun sezon boyunca her pazar günü saat 14.00’te Ziya Gökalp Kültür Merkezi’nde ücretsiz sahnelenecek. Davetiyeler; Karşıyaka Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nden ya da Ziya Gökalp Kültür Merkezi’nden temin edilebilecek.

Gülümsüyorum İşte ....

İlgili aramalar: müzik - gülümsüyorum işte ... -  aşk -  şiir -  müzik -  gitar -  sevgi -  kadın -  sevgili


Kendi yazmış olduğum bir şiir kendi sesimden umarım beğenirsiniz .
Sadece dinlemek isterseniz gözlerinizi kapatın ve sakin bir ortamda
kendinizi şiirin büyüsüne bırakın.
Güzel keyifli bir hafta geçirmemiz dileğimle ...

sevgiyle kalın.


Gülümsüyorum işte ...


Seni her hatırladığımda
Sokaklara atıyorum kendimi
Deli bir rüzgar gibi savruluyorum
Unutmak istiyorum olmuyor işte

Ne zaman bir aşk filmi izlesem
İçinde savaş ve barış olsa
Ahenkle dans eden iki sevgili
Sen geliyorsun aklıma
Unutmak istiyorum olmuyor işte

Şu an kalbim ağrıyor biliyormusun
Nerden bileceksin ki benimkide soru yani
Sen kendi dünyanda bir prenses
Ben ise deli bir serseri
Unutmak istiyorum olmuyor işte

Birgün karşına biri çıkacak
Belki benim kadar mükemmel olmayacak
Ama biliyorum ki seni çok mutlu edecek
O zaman gülümsüyorum işte

Halil KARASAKAL - İzmir

20 Ekim 2009 - 05 :28

22 Ekim 2009 Perşembe

Sen rahat uyu ...





Yaşlı gözlerle bakma yüzüme
Sen şehitsin rahat uyu üzülme
Görevin çoktan bitti sen düşünme
Nöbet sırası bizde kurul köşküne

Bu manzaralar yakışmıyor bize
Hak etmiyor bu millet bunları hak etmiyor
Şehit anaları uyku nedir bilmiyor
Uyuyabilirsen sen rahat uyu

Sahipsiz sandılar aziz vatanı
Sana kurşun atanı kardeş yaptılar
Davul zurna ile kucak açtılar
En büyük kötülüğü şimdi yaptılar

Özür diliyorum yüzüne karşı
Karşı duramadım kurşun atana karşı
Üzülme şehidim vatan yerinde duruyor
Sen rahat uyu herkes uyuyor

Halil KARASAKAL - İzmir
20-10-09 12:30

Domuz Gribi ( Hastalıkta yeni trent )





Her yıl her mevsimde yeni bir hastalıkla karşı karşıyayız ve nedense biyolojik açıdan bir silahı andırıyor .Hiçte şaşırmıyorum aslında .İsrail bunca kimyasal , biyolojik , nüklüer silah denemesi yaparken bu tür şeylerin çıkması yadırganmamalı bence .
Şimdide başımızda bir Domuz Gribi illeti .Kuş gribi nerde , hani şu keneler nerede ,
at gribi vardı bir anda gündemden düştü onun akibeti belli bile değil :))

Neyse efendim biraz sert bir giriş oldu kusuruma bakmayın bazen bende kızabiliyorum :)

İşte Domuz Gribi gerçeği ve Bilmemiz gerekenler ;



BELİRTİLERİ

Yüksek ateş,

Baş ağrısı,

Boğaz ağrısı,

Öksürük,

Genel vücut ağrısı,

Halsizlik, bitkinlik, üşüme şeklinde.



ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Kalabalıktan kaçının,

Öksürürken ağzınızı kapatın,

Marketlere girişte elinizi dezenfekte edin.

Alışveriş arabalarının tutamaklarını dezenfektanlı mendille silin,

Ellerinizi sabunla yıkayın,

Ellerinizi kalıcı etkili dezenfektanla ovuşturun,

Evinizde ve işyerinizde el dezenfektanına kolay ulaşabileceğiniz dispenser bulundurun.

Spor salonlarına girişte elinizi dezenfekte edin.

Çantalarınıza ceplerinize koyabileceğiniz boyutta şişelerde el dezenfektanları satılmakta marketlerde, bunları kullanmanın hiçbirşey yapmamaktan iyi olacağını düşünüyorum.

Daha fazla ayrıntı ve Türk Eczacıları Birliği Duyurusunu Okumak için ;

http://www.teb.org.tr/images/upld2/haberler/oBy20090430213743domuzgribi_brosur.pdf

Sağlıklı günler dilerim.

21 Ekim 2009 Çarşamba

seni çok özlüyorum ...



Bir tek göz yaşın için dünyayı yakardım
Oysa sen beni yaktın gittin
Elleri bağlı değilken çaresiz hissedermi insan
Sen gittiğinde öyle hissettim

Gül cemaline bakmaya doyamazken
Güller bile yavan kalırken güzelliğinde
Kıskanırken seni aynadaki benden
Sen bir başkasını sevdin ,

Beni bırakıp gittiğin akşam
En güzel yemekleri yapmıştım
Sırf sen sevdiğin beğendiğin için mutfakla barışmıştım
Ama soframızda öksüz kaldı birşey diyemedim

Ben öylece terkedilmiş bir yavru kedi gibi
Çaresiz ve yorgun şimdi sokak köşelerinde
Resmine bakıp içiyorum gece kaç bilmiyorum
Ve ben seni çok özlüyorum.

Halil KARASAKAL -İzmir

21 Ekim 2009 - 04 :18

günaydııııın ...




Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama!
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin…
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi , eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!



Can YÜCEL

20 Ekim 2009 Salı

Gülümsüyorum işte ...



Seni her hatırladığımda
Sokaklara atıyorum kendimi
Deli bir rüzgar gibi savruluyorum
Unutmak istiyorum olmuyor işte

Ne zaman bir aşk filmi izlesem
İçinde savaş ve barış olsa
Ahenkle dans eden iki sevgili
Sen geliyorsun aklıma
Unutmak istiyorum olmuyor işte

Şu an kalbim ağrıyor biliyormusun
Nerden bileceksin ki benimkide soru yani
Sen kendi dünyanda bir prenses
Ben ise deli bir serseri
Unutmak istiyorum olmuyor işte

Birgün karşına biri çıkacak
Belki benim kadar mükemmel olmayacak
Ama biliyorum ki seni çok mutlu edecek
O zaman gülümsüyorum işte

Halil KARASAKAL - İzmir

20 Ekim 2009 - 05 :28

19 Ekim 2009 Pazartesi

Ah deli gönlüm ...



Ah deli gönlüm ne söz dinliyorsun
Nede sabredip bekliyorsun
İlk gülümseyen kalbe merhaba diyorsun
Ve sen her bahar ağlıyorsun

Yaprakların dökülür dallarının
Kimse ne duyar ne de görür
Rüzgarlar süpürür götürür
Ve sen her bahar üzgünsün

Ne zaman gülsen ağlaman gecikmez
Yaşlıdır gözlerin hüzün melekleri başında
Saçlarını okşar geçmişin izleri
Ve sen her bahar bir ölüsün


Halil KARASAKAL-İzmir

19 Ekim 2009 - 21:26

Kıskanç Koca Facebook'a girerse ....



Akşam üzeri evde bilgisayarımı açmış önemli bir proje üzerinde çalışıyordum . Çalışırken kahve içmeyi çok severim .
Konsantrasyonu arttırır.Saat dokuz civarı günün yorgunluğu iyice üzerime çökmüş son bir gayretle devam diyorum .
Gmail chat gerçekten bir harika videolu görüşme bile yapabiliyorsunuz . Hemde yüksek çözünürlükte .Tek kelime ile muhteşem yani .

Neyse şirket sahibi bir bayan arkadaş online oldu .O sırada çalıştığım proje ile ilgili bir soru için birazda çekinerek'' iyi akşamlar müsaitmisiniz '' yazdım.Web kamerayı özel arkadaşlarım için açarım , bir süre cevap gelmedi .İşime devam ettim . Bir ara kalkıp mutfağa gitmem gerekti .Dağınıklığı hiç sevmem meyva tabakları , çerez vs. taşıdım. Geldiğimde bayan arkadaşımın yazdığını fark ettim . Aşağıya indirdiğim sohbet penceresini yukarı çektim. Öyle şaşkın şaşkın bakılırmı hiç ekrana daha ilk cümleden ben bu haldeydim. Karşımdaki bayan arkadaşım değil iki aylık eşi Niyazi idi. Kaba bir tabirle'' Buyur ben eşiyim ne vardı '' her zaman için kibar olmak bir erdemdir.''Merhaba sizde aynı işi yapıyorsunuz eşinizle sizede sorabilirim o zaman '' dedim. Cevap kısa ve öz '' sor '' birşeyler olduğu kesin ama çözmek için uğraşamayacağım daha önemli işlerim var .Ama meraktanda duramıyorum yerimde .Kesin kötü birşeyler oldu. Neyse biraz projeden bahsedeyim fiyat teklifi alayım diye düşünürken tabiki düşündüklerimi aktardım sanıyorsunuz .Yok nerde daha ilk cümlemden adam noktayı koydu ''ilgilenmiyoruz kardeşim '' devamı geliyor dinleyin '' ayrıca eşimin etrafında dolaşman hiç hoşuma gitmiyor rahatsız oluyorum '' hem şaşkınım hemde sinirden gülüyorum .
Hay Allahım olacak şeymi sevdiğim kadın dururken bir başkasının eşine yan gözle bakacak kadar basit bir kişilik değilim ki ben .Dünya ahret bacım olsun gerçekten de olsun yani öyle bir insan .Üzüldüm ne diyeceğimi bilemedim . Direkt '' Beyefendi bakın neden bahsediyorsunuz bilmiyorum fakat benim kız arkadaşım var ben onunla çok mutluyum beni yanlış anladınız '' dedim.Karşılık hiç gecikmeden geldi '' iyi çok güzel ama senden başka facebookta video beğenen yorum yazan yok .Bide xing den gruplara davet ediyorsun oda yetmedi arkadaş öneriyorsun '' resmen şoktayım .Kızın çevresinde gerçekten kız arkadaşlarından başka kimse yok oda belli sayıda yorum yazan beğenen erkek yok .Listede erkek var ama süs niyetine . Erkek sinek bile yoktur ekranında :)) Kamera şakası olsa bu kadar olmaz yani .Üzülüyorum iletişimin bittiği anda parmaklarım şunları yazıyor '' Çok üzgünüm beyefendi istemeden bir tatsızlığa sebep olduysam özür dilerim eşinizle bir daha görüşmeyeceğimi hatta facebooktan ve xing den sileceğimi bilmenizi isterim '' adam belliki kada saba biri ''iyi çok güzel '' cevap aynen bu . '' peki o zaman iyi akşamlar '' diyor gmail sohbette engelliyorum .Nerden bulur bu kızlar böyle adamları çokmu ararlar . Adam gibi adamlar dururken . Listemden çıkarıyorum. Her yerden siliyorum şirket ajandamdanda .Esnaflık zor iş böyle yürümez .Helede kıskanç bir koca ile yeni açılmış bir şirket yinede başarılar diledim .Yeni açılmış bir şirkete destek vermek olurda fiyat teklifleri uygun gelirse birde bayan arkadaşımın çalışma tarzınıda bildiğim için uygun gelmişti. Meğerse bana ihtiyaçları yokmuş .
Bazen kızıyorum kendime ne diye herşeye maydanoz oluyorsam bırak kim ne yaparsa yapsın :))
Recep İvedik filmini hepiniz bilirsiniz facebook ile ilgili çok güzel bir laf söylemişti .Kendisini kutluyorum .
Karşınıza kimin ne zaman çıkacağını bilemiyorsunuz .

Sevgiyle kalın.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Yaşıyorum Demek ...




Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar efendim çok yoğundum çok
affınıza sığınıyorum .Yine aranızdayım ya en mutlu olayda bu .
Sizlerle güzel bir şiiri paylaşmak istedim.Beğeneceğinizi umuyorum.

sevgilerimle ...


YAŞIYORUM DEMEK

Çok merak ediyorum kendimi
Başıma birşey mi geldi
Öldüm mü kaldım mı
Hiçbir haber yok kendimden

Bu sabah kapımı çaldım
Kapıyı açan kendim
Bir süre kendime baktım
Bu güleç yüz bendim

Oh ne güzel bir sabah
Bugün de yaşıyorum demek
Benden başka yok kimsem
Beni merak edecek.

AZİZ NESİN

30 Eylül 2009 Çarşamba

Aloooo Kimsinizzzz !!!!!



Hani bazen yok canım bu kadar da olur mu dersiniz ya .Dün bu kelimeleri bendeniz sarfediyordum .Bir çok kişide benimle aynı kaderi paylaşıyordu sanırım. Sevgili dostum Türker ile birlikte akşam iş çıkışı aynı ortamdaydık ve ortam güzel keyfimiz yerinde sağlık sıhhatte var çok şükür daha ne ister ki insan .Cep telefonumun çalan sesi böldü konuşmamızı , çok hoş kibar aksanlı bir bayan ama numarası gizli ''merhaba kimsiniz ''
aynı soruyu bende kendisine sordum ''merhaba siz kimsiniz siz beni aradınız '' hanımefendi şaşkın birazda ürkek '' ya kusura bakmayın arkadaşım Derya'yı aramıştım yine yanlış oldu sanırım '' dedi özür diledi ve cep telefonunu kapattı .1-2 sn geçti veya geçmedi tam ağzımdan cümlemin ilk kelimesi çıkacak yok çıkamadı tabiki yine cep telefonum çaldı .
Bu sefer arayan ismi lazım değil kullandığım operatörün rakip numaralarından birisi arıyor . Arayan kişi bende kayıtlı değil .Açıyorum çok kaba bir ses tonu kahvehane ortamı gibi bir yer gürültü hat safhada '' Aloooo kimsiniz '' aynen soruyorum '' merhaba canım sen kimsin '' bir iki defa kimsinizler devam ediyor ve telefon çattt diye suratıma kapanıyor .Şaşkınım resmen bu nedir der gibi arkadaşıma bakıyorum. Neyse biz başlıyoruz yine muhabbete biraz zaman geçiyor yine cep telefonu '' Alooo kimsiniz '' hafif hafif sinir kat sayım artıyor , yavaş yavaş sinirlerim geriliyor .Kendi kendime sakinleşmek için telkinler veriyorum .'' bak güzel kardeşim sen beni aradın asıl sen kimsin ''karşımda 25- 30 yaşlarında tahmin ediyorum bir beyfendi aynen şunu diyor '' kardeşim ben Pelin Hn. aramıştım ne işi var telefonunun sende '' offf Allah'ım şaka gibi etrafıma bakınıyorum kamera görsem el sallayıp merhaba televole diyeceğim oda yok .Neyse soruyorum '' kardeşim sen kimsin asıl sen söyle '' ses tonum biraz kabalaşıyor hiç sevmediğim durumlar bunlar ama mecbur kalıyorum .Karşımdaki beyfendide sinirli ses tonundan anlıyorum diyorki '' ben Pelin'in nişanlısıyım '' resmen kamera şakası dur birdaha bakacağım etrafa , yok ne kamera nede başka birşey var .Meğer adamcağız nişanlısının cep telefonunu aramış . Sinirlenip telefonu kapatıyor .
Umarım Pelin Hn. zor durumda kalmamıştır .Yan masadan konuşmalarımız bir gencin dikkatini çekiyor .Bu arada sinirden gülüyorum .
'' Abi çok pardon ya hattın (ismi lazım değil reklam olmasın ekmek yiyen çok insan var )
.... mı diyor '' evet diyorum.
Sabahtan beri beni de tanımadığım onlarca kişi aradı bak cep telefonumu kapattım dayanamadım abi ne yapayım sorun var galiba '' diyor .
Kardeşimi arıyorum yine o kibar bayan hani ilk arayan gizli numarası olan özür dileyip kapatıyorum. Neyse vakit geç oldu eve doğru yol alıyorum .Bu arada cep telefonum sessizde onlarca cevapsız arama kayıt ediliyor ben kendi kendime cep telefonuma bakıp gülüyorum .Gören deli sanacak hay Allahım nasıl bir gün bugün .Sanırım kaderin cilvesi bu . Eve geliyorum herkes şaşkın ve endişeli kız kardeşim ağlamış üzgün bana sarılıyor .''Dur diyorum ne oldu bende seni seviyorum '' gözlerimin içine bakıyor '' abi cebini aradık her seferinde değişik kişiler çıktı karşımıza başına birşey geldi sandık çok üzüldük '' bu vesile ile sevgi tazelemiş oluyoruz ailecek :)) onlarıda kayıtlı olmayan yine onlarca numaradan aramışlar herkes gergin ve sinirli konuşmalar yaşamış yüz ifadelerinden ve anlattıklarından anlıyorum . Akşam saat 6 civarı başlayan yoğun cevapsız aramalar sonunda susuyor telefonum bu arada 1 saattir meşgul ve kullanım dışı. Müşteri olarak hemen hizmetinden yararlanamadığım operatöre mail yolu ile derdimi ve sıkıntımı anlatıyorum mutlaka mantıklı bir sebebiniz vardır diyorum .Umarım vardır.Cevap bekliyorum bakalım gelecek mi merak ediyorum .Birçok kişi mağdur ve şaşkın , bu arada yeni dostluklarda kurulmuşolabilir birde olaya böyle bakıyorum .
Belkide yarın birileri için güzel bir şeyler olacak.
Ohhh bee bu günde böyle macera dolu monotonluktan uzak geçti çok şükür .
Ben kendi derdimi unuttum hala Pelin Hn. ne oldu onu düşünüyorum .
Allah başka dert vermesin efendim.

sevgiyle kalın.

17 Eylül 2009 Perşembe

İŞ DUYURUSU (DÖNEMSEL VEYA PART TIME ÇALIŞMA FIRSATI )




Merhaba Arkadaşlar,


Danışmanlığını yürütmekte olduğumuz UNICEF projelerinde görev alabilecek arkadaşlar, cv'lerini aşağıda bulunan iletişim bilgilerini kullanarak bize iletebilir.



Göreve başlayacak olan arkadaşlar, ssk+yemek+saat bazlı ücret sistemine dahil edileceklerdir. Göreve başlamadan önce Unicef ve kampanyaları ile ilgili eğitim programına dahil edileceklerdir.



İLETİŞİM BİLGİLERİ: eliftaspinar@metropolinternational.com.tr

bilgi@metropolinternational.com.tr

Tel: 0 212 236 33 00
Tel:0549 356 56 65







PROJE YETKİLİSİ / UNİCEF / PART TIME



Genel Nitelikler:

Danışmanlığını yapmakta olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF Türkiye Milli Komitesi'nin İstanbul'da yürütülecek dış mekan çalışması için oluşturulacak ekipte yer alacak, UNICEF'in çalışmaları ve bağışta bulunma yöntemleri hakkında en iyi şekilde bilgi vererek, daha fazla kişinin UNICEF'e katılımını sağlayacak;

Haftada toplam 18 saat aktif olarak görev alabilecek (derslerine göre çalışma saatleri organize edilecek)
Cumartesi-pazar çalışma engeli bulunmayan
18-30 yaşları arasında,
Güçlü iletişim becerisi ve ikna yeteneğine sahip,
Girişken ve güleryüzlü,
Dış mekan çalışmasını seven ve enerjik,
Çocuk haklarına duyarlı, sivil topluma katkıda bulunmak isteyen,
Diksiyonu düzgün ve dış görünümüne özen gösteren,
PROJE YETKİLİSİ arıyoruz.





İş Tanımı:

Proje Yetkililerin görevleri;

Belirlenen noktalarda, sahada görev alarak gerçekleşecek ekip çalışması dahilinde ilgilenen kişilere UNICEF''in çalışmaları ve bağış yöntemleri hakkında gerekli bilgiyi vermek,
Proje bazında belirlenen hedeflere ulaşmak,
Destek vermek isteyen kişileri kaydetmek olacaktır.
Proje, İstanbul''da yürütülecek, UNICEF''e bağışçı kazandırmayı hedefleyen bir kaynak geliştirme projesidir.

UNICEF Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi''ni temel alır ve uluslararası topluluğun çocuklara verilen sözleri yerine getirmesi için çaba gösterir. UNICEF, 150yi aşkın ülkede hükümetlerle birlikte, sağlık, eğitim ve çocuk koruma gibi alanlarda acil durum yardımları yapmakta ve uzun dönemli programlar uygulamaktadır.
UNICEF''in bütün programları tümüyle gönüllülük temelinde yapılan katkılara dayanmaktadır.
UNICEF Türkiye Milli Komitesi, UNICEF programları için fon sağlayan ve tüm çocuklar için daha iyi bir dünyanın mücadelesini veren 36 Milli Komiteden biridir.


Kaynak :
SEVİL AKKAN
METROPOL İNSAN KAYNAKLARI

11 Eylül 2009 Cuma

ŞALVAR SPOR :))





Dün akşam öyle keyifli bir spor karşılaşması izledim ki tarifi mümkün değil görmeniz o anı yaşamanız lazım .

Bayanlar futboldan pek hoşlanmaz ama bu bambaşka bir şey İngiltere – Almanya UEFA WOMENS EURO 2009 final karşılaşması vardı ve ZDF kanalı canlı yayınla bu maçı verdi.Alman spikerin coşku dolu anlatımı resmen beni yerimde oturtmadı.Ben fanatik bir futbol sever değilim.Sadece teknik ve estetik işin içine girince her tür spor benim için vazgeçilmez olur . Dünkü maç Final karşılaşmasıydı .Kupayı ya İngiltere kaldıracak yada Almanya .almanya maçı 6-2 alarak kupayı kaldıran takım oldu. Almanya’nın bütün maçlarını izledim .Almanyanın teknik direktörü bir bayan, hakemlere kadar herkes bayan .Hani derler ya bayanlar ne anlar futboldan al işte kardeşim kupayı kaldırdılar . Görmeliydiniz sevinçleri bile dengeli futbolları gibi .

Erkeklerin futbollarında vurdulu kırdılı sahne çoktur ama izleyenler varsa gerçekten futbol izlediğini söyleyecektir size .

Ne küfür, ne kavga , nede centilmenliği elden bırakıcı hareketler .

Bir an Şalvar spor aklıma geldi. 2002 Dünya Kupası öncesi Türkiye'de çekimler yapan Güney Kore'nin SBS Televizyonu, Burdur'a gelip ''Şalvarspor'' olarak nitelenen genç kızları görüntülemişti. Her sene Köylerarası Futbol Turnuvası Güzeloluk Köyü'nde başlıyor ama sadece orada kalıyor ne bir sponsor buluyorlar nede destek. İsterdim ki UEFA WOMENS EURO 2009 Türk bayan futbol takımınında gücünü görebilelim.Bayanlara yeterki imkan verilsin bakın görün yapamayacakları hiçbir şey yoktur .



Sevgiyle kalın.

9 Eylül 2009 Çarşamba

9 Eylül ...



Efendim bugün İzmir'imin düşman işgalinden kurtuluş günü ve ben içimdeki o heyecan ile sağolsun birde ilham perimin bana verdiği güç ile içimdeki duyguları şiire aktarmak istedim.

Ne kadar başarılı oldu bilemem ama Bu ülke bu şehir Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarına minnettardır onların başarılarını unutmayacaktır. Hepimizin bayramı kutlu olsun .


Unutmadan bir dilek tutun bugün 09.09.09 :))))


sevgiyle kalın.



Dokuz Eylül



Her dokuz eylülde sen gelirsin aklıma

Mücadelen gelir , silah arkadaşların gelir

Seni seven sana inan Türk Halkı gelir

Dilim susar gözlerim ağlar



Komutan emir verdi

Durmak yok haydi aslanlarım ileri

Yunan denizle buluşmadıkça dönmek yok geri

Atıldı yiğitler birbirinden heybetli



Her dokuz eylülde sen gelirsin aklıma

İzmir’im gelir Egem gelir Hasan Tahsin’im gelir

En ön safta komutanım

Mustafa Kemal’im gelir



Sarsılıyordu yer gök at sesleriyle

Bin atlı kanatlar takmış uçuyordu

Bin atlı yunanı denize kavuşturuyordu

Hepsi birbirinden yiğit hepsi aslan parçası



İzmir’im sana kurban olayım

Seni kurtaran komutana ve askerine hayranım

Her dokuz eylülde sen gelirsin aklıma

En ön safta Mustafa Kemal’im gelir



Çatma kaşlarını şehidim

Bu vatan seninle gurur duyuyor

Vatanı bölmek isteyenler boşa uluyor

Sen rahat uyu yeni Mustafa Kemal’ler doğuyor .



Halil KARASAKAL –İzmir



09/09/09 -07:49

7 Eylül 2009 Pazartesi

İftar Çadırı




Akşam üstü iş çıkışı her gün geçtiğim yolda yürürken kurulmuş olan iftar çadırı gözüme ilişti.

Ramazan ayını sevmemin sebeplerinden biridir iftar çadırları , keşke on iki ay boyunca hep açık kalsalar.Şeker bayramından sonra maalesef hepsi uçup gidiyor.Eski tas eski hamam insanlar yine yalan dünyanın koşuşturmacısı içerisinde kaybolup gidiyorlar.Ne komşudan gelen sıcak bir tas yemek kalıyor nede sokak başlarına sokak hayvanları için koyulan yiyecek ve su kapları .Hayır sadece ramazanda yaşanıyor ve on bir aylık monoton bir süreç başlıyor .

Neyse efendim asıl konumuz iftar çadırları biz iftar çadırlarından bahsedelim.

Dedim ya iftar çadırı gözüme ilişti , ilişti ilişmesine de keşke doğru kullanılabilseler .

Ne kadar faydalı olurlar bir bilseniz .Yine oluyor çok şükür hiç yoktan iyidir .Çoluk çocuk genç yaşlı herkes nasipleniyor .Birde asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşabilse .Beş katlı binası olan her çocuğunun altında son model araçlar olanlara değil tabi ki .

Maalesef konumuzda buna dayanıyor .İftar çadırının önünde öylece iftar çadırına bakıp duran Hatice nineyi hiçbir zaman unutmayacağım.Gördükçe de elini öpüyor elimden gelen yardımı da yapıyorum.Kimsesi olmayan yetmiş yaşlarında ak saçlı bir ninem .Kimdir nereden gelmiştir hiç bilmem ama sıcacık saf temiz kalbi ürkek atıyordu onu biliyorum. Öyle çekingen öyle mütevazi ki.Her gördüğümde gözlerim dolar .Dualarını almak öyle hoşuma gidiyor ki .Yorgun yüzüyle bana kısa da olsa gülümsemesi yok mu işte o dünyalara bedel.

Yanına yaklaştım ninem ne bekliyorsun burada açmısın girsene iftar çadırına dedim.

Yaşlı yüzünde feri kaybolmuş gözleri ile bana baktı nasıl gireyim der gibi bir hali vardı .

Elinden tuttum hiç konuşmuyordu belli ki açtı ve yılların yorgunluğu yüzündeki çizgilerden okunuyordu.İftar çadırının kapısına geldik aman Allah’ım iğne atsanız yere düşmez .Çok şükür çok şükürde birde ihtiyaç sahiplerine yer kalsa .Mümkünü yok herkes oturmuş ezanı bekliyor ve bir kişilik yer bulamadık .Etrafıma bakındım ilerideki lokanta gözüme ilişti .Gel ninem bak orada da bir iftar çadırı kurulmuş dedim. Titreyen elleri ile sımsıkı tutuyordu elimi, o hissiyatı anlamak için yerimde olmalısınız .Gözlerim dolu her an ağlayabilirim.İçime öyle ılık tarifi mümkün olmayan bir huzur doluyor ki.Lokantanın kapısını araladım .Uygun bir masa gösterildi ve garson isteklerimizi aldı .Evde yiyecektim nasip burasıymış birde iftara misafirimiz oldu çok şükür daha ne isterim.Hani başta bahsettiğim o beş katlı binası ve her çocuğunun altında araba bulunan amcamız, iftar çadırında gözümün önünden gitmiyor .Eşi ve iki çocuğu ile iftar çadırında en güzel yere kurulmuşlardı ve Hatice ninem ve daha benim bilmediğim kim bilir kimlerin hakkını yiyorlardı.Yesinler efendim ama her akşam değil tabiki ne zaman geçsem oradalar.Allah daha çok versin bir çadırda onlar kurabilir ama hazır çadır daha çekici geliyor sanırım.



Sevgiyle kalın.



Halil KARASAKAL

2 Eylül 2009 Çarşamba

“Nerede o eski aşklar?”

İnsanlar birbirinden korkuyor şimdi. Yalan oldu sevdalar, ucuzladı sözcükler. Kim bilir belki de boş içki şişelerinin dibinde kaldı aşk… Çöpçülerin sokakta duvar kenarından topladığı çöplerin içinde!

“Aşk bu kadar pislik mi?” diye soranınız olacak biliyorum. Oysa aşk saftır, arıdır, yüce bir duygudur. Aşk yıllar önce yaşlı çınar ağaçlarına kazınandı. Aşk, yüreğinin sesiyle duvara yazılandı. Sevdiğinize yazdığınız mektubu, sokakta oynayan komşu çocuğunu bir külâh leblebi şekeri ile kandırıp yolladığınız mektuplarda kaldı…

“Seni seviyorum” kelimesini yürekten söylemişsinizdir bir zamanlar. Oysa şimdi duygular yalan, sözler yalan. “Seni seviyorum” derken gözlerinizden sevginiz belli oluyor mu, elleriniz titriyor, yüreğiniz kuş gibi kanat çırpıyor mu? İstisnalar hariç hayır. Aşk ta yalan sözlerde yalan…

Aşk, sanalda ununu pazara sermiş. “Gün bu gün, yarın geç olabilir” düşüncesiyle günübirlik aşklar var şimdi. Macera arayan, hayatı dolu dizgin, olabildiğince özgür yaşamak isteyenlerin yakıştırmasından ibaret… Aslında aşk değil bu. Ben buna yalnızca aşkı karalama, katletme derim.

Zaten katledilmiyor mu?

Çılgınların yalnızlığını, acizliğini sanal aşkla gidermeye çalışanların hiç tanımadığı kişiye “Bak canım senden hoşlandım. Belki inanmayacaksın ama ben sana aşık oldum; seni seviyorum. Bir tanem, canım, aşkım” gibi haylaz, serseri ve bir o kadar sahte sözler dillerine hükmetmiş durumda.

Aşk bu mudur?

Hayatını dolu dizgin, olabildiğince özgür yaşamayı ilke edinmiş kişiler günübirlik aşklarla hem karşı cinsi hem kendilerini kandırdıklarının farkında değiller. Çünkü aşk bu değil ki gerçek aşkı tatsalar günü birlik aşklara yelken açmazlardı.

Aşk ilân ettiğiniz kişiyi görmeden durabiliyor musunuz, onun hayali sürekli gözlerinizin önünde mi, onun her an yanınızda olmasını istiyor musunuz, onu görmediğiniz zaman dünyanın en mutsuz insanı oluyor musunuz?

Bu sorulara bir çırpıda “Evet” yanıtını vermek çok eskidendi. Çünkü o zamanlar aşk ununu sanal’a sermemişti!

Aşk, artık sanal alemin elinde. Gözü kara, hodri meydan her önüne gelene kafa tutuyor. Duygular sahte, sözcükler olabildiğince basitleşmiş ve insanın kendi öz güveni olan kimliğini kaybetmiş duruma gelmiş.

Daha ne olsun?

Hiç düşünmez mi insan kendi egosunu tatmin etmek için karşısındaki insanın duygularıyla oynayacağını ve o kişinin kendisini gerçekten sevebileceğini?

Sonrasında güvensiz biri olduğunu sezdirip o kişiyi viran kalpler mezarlığına bırakacağını ve en sonunda birinin ahını alıp biçare yalnız kalacağını düşünmez mi insanlar?

Aşk’ı katletmeye hakkınız yok! Aşk, tek kişilik olmalı ve onu hak edende kalmalı…

Dilek Tihan

1 Eylül 2009 Salı

stand by me

Dünyanın çeşitli yerlerindeki sokak sanatçılarına stand by me şarkısını söyletmişler. Biri diğerinin üzerine söylüyor ve oldukça zengin bir playback oluyor.

Ben çok beğendim ve sizlerle paylaşayım dedim.

Efendim İzmir'imizde tarihi havagazı fabrikasında geçenlerde
bir caz konseri vardı muhteşemdi ve insan müziğe resmen doyuyor yahu :))

Dinleyin bakalım eminim sizde keyif alacaksınız ...


Playing For Change: Song Around the World "Stand By Me" - Click here for more free videos

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Görmek !!!!



Gösterdim !
Gördü anlamına gelmez...
Söyledim !
Duydu anlamına gelmez...
Duydu !
Doğru anladı anlamına gelmez...
Anladı !
Hak verdi anlamına gelmez...
Hak verdi !
İnandı anlamına gelmez...
İnandı !
Uyguladı anlamına gelmez...
Uyguladı !
Sürdürecek anlamına gelmez...

Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa;
- Buranın yabancısıyım, demiş.
Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler..
Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra;
Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş.
Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde..
Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk.
Kuş cıvıltıları oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?.
-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk... Üstelik manolyalar da katılıyor onlara..
Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız..
Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan
sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu..
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini..
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken;
- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki!. Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?.
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına
doğru yönelirken;
- Artık emin değilim,demiş. Emin olduğum tek şey,benden iyi gördüğündür..

sevgiyle kalın.

28 Ağustos 2009 Cuma

Sen yoksun ya anne ...



Ben 24 yıldır Anneme hediye olarak dualarımı gönderiyorum.
Neden mi ? Çünkü artık o aramızda yaşamıyor.Eğerki anneniz hayattaysa hele bir de yanınızdaysa onun kıymetini bilin.Ona sımsıkı sarılın öpün koklayın .Size yaratıcının en değerli hediyesi olan annelerinizi tüm dünyevi uğraşlarınızı bir yana bırakarak özel olduğunu ona hissettirin.
Sizin doğrularınız ne kadar doğru olursa olsun onun kalbini asla kırmayın .
Her zaman sizin iyiliğiniz için öğütler verdiğini unutmayın .
Annem , meleğim hayatımdaki en değerli kadın , ilk aşkım , hediyeni gönderdim .

Meleğime ;

Sen yoksun ya anne ...

Saçlarıma yağmurlar yağıyor
Ben üşüyorum anne
Yalnızım yine hüzünlüyüm bugünde
Sen yoksun ya anne

Elmalı şekerlerimi aldılar anne
Hayallerimi çaldılar
Birde bisikletimi ,lastiği de patlaktı
Sen yoksun ya anne

Hani üzerime titrer
Ateşler içerisinde kaldığım gecelerde
Başucumda sabahlardın ya
Başucumda kimse yok anne

Misketlerimi de almışlar
Çocukluğumu aldıkları gibi
Düşler sokağını da bulamadım zaten
Sen yoksun ya anne

Masallar anlatırdın yağmurlu gecelerde
Korkmadan mışıl mışıl uyuyayım diye
Kokunu da çalmışlar duyamadım bu gece
Sen yoksun ya anne

Bir gün annen artık yok dediler
Dünyalar dar geldi bana
Sanki canım bedenimden gitti
Sen yoksun ya anne


Halil KARASAKAL –İzmir
28.08.2009 –06:22

Bayanların bir dedigi iki olmasın sakın !!!

Kahvede sohbet eden adama arkadaşları:

''Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir
yaşantın var. Karının bir dediğini iki etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını
bize de anlat yoksa pısırık olduğunu düşüneceğiz.'' derler.

''Kısaca anlatayım ...'' der adam:
''Düğünümüz bittikten sonra karım kendi atına, ben de kendi atıma bindik,
evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi.
Karım eğildi ve benim atıma 'Bir' dedi.

Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği
zaman, eşim tekrar eğilip atıma 'İki' dedi.

Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim atından indi at'a 'Üç'
dedi ve çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı alnından vurdu. Ben şok
olmuştum ...
Eşime bir hışımla çıkıştım ''Yazık değil mi ata, neden vurdun kadın, manyak
mısın sen?'' diye bağırdım ...
Karım arkasını döndü ve bana 'Biiiiiiiir' dedi.

Ve o günden sonra karımın bir dediğini iki
etmedim. :))))


sevgiyle kalın efendim ...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Yazıyorum ...

Hiç bilmediğin yerlerden mektuplar yazıyorum
Belki de hiçbir zaman okuyamayacağın
Seni doya doya öpüyorum
Gül kokunu içime çekiyorum

Sana şarkılar yazdım hiç söyleyemediğim
Seninde hiçbir zaman duyamayacağın
Özledikçe içimi acıtan , bağrımı yakan
Kalbimde yangınlar çıkaran

Güzelliğinde kayboluyorum
Gözlerinde hayatın rengini görüyorum
Öyle bir tutkuyla seviyorum ki
Sende hissediyor musun ?

Öptüm dün güzel yüzünü
Resmine bakarken doya doya
Sarıldım sıcacık, içime ılık ılık aktın
Dün gece resmine bu son diye baktım


Ne hayatın tadı var nede içtiğim rakının
Susuz içiyorum artık biliyor musun
Kimsesi olmayanın yarını da olmazmış
Sen giderken her şeyimi de götürdün


Olmuyor işte güzel gözlüm unutulmuyor
Ne şarkılar bitiyor nede şiirler
Yazdıkça yazıyor hep içime atıyorum
İnan melek yüzlüm seni çok özlüyorum .

Halil KARASAKAL -iZMİR

18 Ağustos 2009 - 11:20

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Dikkat mutfakta erkek var :)




Evet evet yanlış duymadınız mutfakta erkek var :) Dün akşam her zamanki gibi işten eve geldim elimde poşetler bir sürü alışveriş yapmışım hiç farkında değilim. Kollarım koptu taşımaktan sanırım alışveriş merkezindeki müziğe daldım gittim. Neyse efendim hepsi ihtiyaç bugün olmasa yarın kullanırım .Poşetlerle doğru mutfağa açımda ne yapsak ne yapsak iftar saatine de daha var. Eeee bekar erkek durumları :) Oooo neler yapılmaz ki dünya kadar zaman da var.Allah tan aç kalmayacak kadar yemek biliyorum bazı bayanlara meydan bile okuyabilirim :) ama aramızda kalsın.
Önce dünden kalan tereyağlı peynirli makarnamız ile minnoşlarımın karnını doyurdum .
Onlar iftarı beklemez. Minnoşlar mı kim ? onlar benim şekerlerim tatlılarım minicik yavru kedilerim.Ben onlara minnoşlarım diyorum. Doğru lavaboya ,sevdik ya minnoşları hijyen zamanı :) Evet şimdide yemek yapalım önce malzemeleri yokluyorum .Aaaa oda ne tavuk balığı çok severim çok nefis bir tadı var .Kılçıklarını da ayıkladı sağ olsun Recep abim.
Eyvallah Recep abi bu iyiliğini unutmayacağım .Hemen unumuzu çıkaralım unlayıp teflon tavamızda mis gibi kızartalım .Onlar kızara dursun .Bir taraftan da salata yapıyorum . Domates, soğan ,biber , yeşillik oh oh yemede yanında yat :) Dolapta dünden yaptığım hazır tel kadayıfta var daha ne olsun .Çorba yapayım dedim yok vakit daralmış neyse efendim . Balığımız ,salatamız ve tatlımız hazır .Tam o sırada kapı zili çalıyor oda ne Ebru elinde bir tas üzeri kapalı , kapıda gülümseyerek bana bakıyor .Allah’tan başka bir şey isteseydim keşke :) Ebrumu benim komşu kızı görmeyeli de bayağı büyümüş yani Maşaallah maşaallah :) Allah sevdiğine bağışlasın. Neyse oruçluyuz pişşştt kendine gel oğlum :) Bana çorba getirmiş mercimek çorbası yapmış annesi hazır yemeğim yoktur diye göndermiş .Bende tabağı boş göndermek istemedim boşaltıp yıkadım .Ebru salonda bekliyordu birde ne göreyim mutfağın kapısında beni izliyormuş.Neyse efendim çorba tasına alabildiğince tavuk balığımdan doldurdum .
Komşu hakkı ,zaten tek kişiyim .Bana hayli hayli yeter de artar yani .
Ebru teşekkür etti ve iyi akşamlar diyerek ayrıldı .Bende sofrayı hazırlamaya başladım .
Her şey tamam yemekler sofra birde ben .Ezanımızda okundu hadi orucumuzu açalım .Allah cümlemizin orucunu kabul etsin .Sözüm size bayanlar ne ekerseniz onu biçersiniz .Beni yetiştiren kadına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.Hayatta olsaydı her gün ellerinden öperdim.Her zaman söylerim mutfak bambaşka bir dünya.Korkmayın girmekten .Ben korkmadan giriyorum. Darısı mutfak fobisi olan erkeklerin başına :)

25 Ağustos 2009 Salı

Pub şa La La La Laaaaa :)

Öyle tatlı öyle şeker ki paylaşıyım dedim .İyide yaptım hani iyi seyirler .



Pub şa La La La Laaaaa Lalalalala - Funny video clips are a click away

Yakışıklı ve zengin oğluma eş arıyorum....

Gerçek bir gelinlik kız arama ilanıdır .Oğluna kız arayan bir babanın yayınlanmış ilanıdır .Çok zenginlermiş çok :)))


Yakışıklı ve zengin oğluma eş arıyorum.... İşte Fotoğrafı...
http://***********************************************

1) 18-25 yaşları arasında olmak,

2) Oğuz Atay, Fellini, Costacurta, Elvis, Abdülcanbaz dendiği zaman aval aval bakmayacak bir kültür birikimine sahip olmak,

3) Angelina'nın dudaklarına, Natalie Portman'ın bakışlarına, Paz Vega'nın bacaklarına, Scarlet'in şeylerine (ne ki onlar?) yakın fiziksel özelliklere sahip olmak,

4) Bir başka adamla herhangi bir gönül bağı olmamak ya da çok uzun süre için tecil ettirmiş olmak, (tecil işi saçma oldu, olmasın bağı falan)

5) "Sevgi", "aşk", "sevda" dillerinden en az birisini iyi derecede konuşabilmek,

6) İrmik helvasını sütlü, zeytinyağlı dolmayı kuş üzümlü, kuru fasulyeyi pastırmalı, orman kebabını etler diri kalmayacak şekilde pişirebilmek,

7) Geçmiş gönül işlerini referans göstermeyecek bir pozisyonda olmak,

8) Sokakta hanımefendi, mutfakta yetenekli bir aşçı, ameliyathanede beyin cerrahı, halı sahada sol bek, denizde balık, tavada hamsi, uzay üssünde kozmonot, yatakta pofuduk yastık olabilmek,

9) Aile meselelerinde, nabza göre şerbet vermeyi bilmek (bu alanda yüksek lisans öncelikli tercih nedenidir),

10) Kibarlık budalası olmamak ama kibar olmak, paraya tapmamak ama tasarruflu olmak, çocuk sevmek ama mümkünse uzun süre imalatı düşünmemek, nikah masasında ayağına basmamak,



Hepsi bu kadar. Bu özelliklere sahip olduğunuzu düşünüyor ve "ben bu sevgiliyi yerim" diyorsanız, bir adet bikinili boy fotoğrafınızla, yazının yorum kısmına cv'nizi bırakabilirsiniz.

Bu özelliklere sahipseniz biz sizi arar ve mülakata çağırırız. Çağırmak ne kelime, gelir kapınızda yatarız icabında.