30 Eylül 2009 Çarşamba

Aloooo Kimsinizzzz !!!!!



Hani bazen yok canım bu kadar da olur mu dersiniz ya .Dün bu kelimeleri bendeniz sarfediyordum .Bir çok kişide benimle aynı kaderi paylaşıyordu sanırım. Sevgili dostum Türker ile birlikte akşam iş çıkışı aynı ortamdaydık ve ortam güzel keyfimiz yerinde sağlık sıhhatte var çok şükür daha ne ister ki insan .Cep telefonumun çalan sesi böldü konuşmamızı , çok hoş kibar aksanlı bir bayan ama numarası gizli ''merhaba kimsiniz ''
aynı soruyu bende kendisine sordum ''merhaba siz kimsiniz siz beni aradınız '' hanımefendi şaşkın birazda ürkek '' ya kusura bakmayın arkadaşım Derya'yı aramıştım yine yanlış oldu sanırım '' dedi özür diledi ve cep telefonunu kapattı .1-2 sn geçti veya geçmedi tam ağzımdan cümlemin ilk kelimesi çıkacak yok çıkamadı tabiki yine cep telefonum çaldı .
Bu sefer arayan ismi lazım değil kullandığım operatörün rakip numaralarından birisi arıyor . Arayan kişi bende kayıtlı değil .Açıyorum çok kaba bir ses tonu kahvehane ortamı gibi bir yer gürültü hat safhada '' Aloooo kimsiniz '' aynen soruyorum '' merhaba canım sen kimsin '' bir iki defa kimsinizler devam ediyor ve telefon çattt diye suratıma kapanıyor .Şaşkınım resmen bu nedir der gibi arkadaşıma bakıyorum. Neyse biz başlıyoruz yine muhabbete biraz zaman geçiyor yine cep telefonu '' Alooo kimsiniz '' hafif hafif sinir kat sayım artıyor , yavaş yavaş sinirlerim geriliyor .Kendi kendime sakinleşmek için telkinler veriyorum .'' bak güzel kardeşim sen beni aradın asıl sen kimsin ''karşımda 25- 30 yaşlarında tahmin ediyorum bir beyfendi aynen şunu diyor '' kardeşim ben Pelin Hn. aramıştım ne işi var telefonunun sende '' offf Allah'ım şaka gibi etrafıma bakınıyorum kamera görsem el sallayıp merhaba televole diyeceğim oda yok .Neyse soruyorum '' kardeşim sen kimsin asıl sen söyle '' ses tonum biraz kabalaşıyor hiç sevmediğim durumlar bunlar ama mecbur kalıyorum .Karşımdaki beyfendide sinirli ses tonundan anlıyorum diyorki '' ben Pelin'in nişanlısıyım '' resmen kamera şakası dur birdaha bakacağım etrafa , yok ne kamera nede başka birşey var .Meğer adamcağız nişanlısının cep telefonunu aramış . Sinirlenip telefonu kapatıyor .
Umarım Pelin Hn. zor durumda kalmamıştır .Yan masadan konuşmalarımız bir gencin dikkatini çekiyor .Bu arada sinirden gülüyorum .
'' Abi çok pardon ya hattın (ismi lazım değil reklam olmasın ekmek yiyen çok insan var )
.... mı diyor '' evet diyorum.
Sabahtan beri beni de tanımadığım onlarca kişi aradı bak cep telefonumu kapattım dayanamadım abi ne yapayım sorun var galiba '' diyor .
Kardeşimi arıyorum yine o kibar bayan hani ilk arayan gizli numarası olan özür dileyip kapatıyorum. Neyse vakit geç oldu eve doğru yol alıyorum .Bu arada cep telefonum sessizde onlarca cevapsız arama kayıt ediliyor ben kendi kendime cep telefonuma bakıp gülüyorum .Gören deli sanacak hay Allahım nasıl bir gün bugün .Sanırım kaderin cilvesi bu . Eve geliyorum herkes şaşkın ve endişeli kız kardeşim ağlamış üzgün bana sarılıyor .''Dur diyorum ne oldu bende seni seviyorum '' gözlerimin içine bakıyor '' abi cebini aradık her seferinde değişik kişiler çıktı karşımıza başına birşey geldi sandık çok üzüldük '' bu vesile ile sevgi tazelemiş oluyoruz ailecek :)) onlarıda kayıtlı olmayan yine onlarca numaradan aramışlar herkes gergin ve sinirli konuşmalar yaşamış yüz ifadelerinden ve anlattıklarından anlıyorum . Akşam saat 6 civarı başlayan yoğun cevapsız aramalar sonunda susuyor telefonum bu arada 1 saattir meşgul ve kullanım dışı. Müşteri olarak hemen hizmetinden yararlanamadığım operatöre mail yolu ile derdimi ve sıkıntımı anlatıyorum mutlaka mantıklı bir sebebiniz vardır diyorum .Umarım vardır.Cevap bekliyorum bakalım gelecek mi merak ediyorum .Birçok kişi mağdur ve şaşkın , bu arada yeni dostluklarda kurulmuşolabilir birde olaya böyle bakıyorum .
Belkide yarın birileri için güzel bir şeyler olacak.
Ohhh bee bu günde böyle macera dolu monotonluktan uzak geçti çok şükür .
Ben kendi derdimi unuttum hala Pelin Hn. ne oldu onu düşünüyorum .
Allah başka dert vermesin efendim.

sevgiyle kalın.

17 Eylül 2009 Perşembe

İŞ DUYURUSU (DÖNEMSEL VEYA PART TIME ÇALIŞMA FIRSATI )




Merhaba Arkadaşlar,


Danışmanlığını yürütmekte olduğumuz UNICEF projelerinde görev alabilecek arkadaşlar, cv'lerini aşağıda bulunan iletişim bilgilerini kullanarak bize iletebilir.



Göreve başlayacak olan arkadaşlar, ssk+yemek+saat bazlı ücret sistemine dahil edileceklerdir. Göreve başlamadan önce Unicef ve kampanyaları ile ilgili eğitim programına dahil edileceklerdir.



İLETİŞİM BİLGİLERİ: eliftaspinar@metropolinternational.com.tr

bilgi@metropolinternational.com.tr

Tel: 0 212 236 33 00
Tel:0549 356 56 65







PROJE YETKİLİSİ / UNİCEF / PART TIME



Genel Nitelikler:

Danışmanlığını yapmakta olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF Türkiye Milli Komitesi'nin İstanbul'da yürütülecek dış mekan çalışması için oluşturulacak ekipte yer alacak, UNICEF'in çalışmaları ve bağışta bulunma yöntemleri hakkında en iyi şekilde bilgi vererek, daha fazla kişinin UNICEF'e katılımını sağlayacak;

Haftada toplam 18 saat aktif olarak görev alabilecek (derslerine göre çalışma saatleri organize edilecek)
Cumartesi-pazar çalışma engeli bulunmayan
18-30 yaşları arasında,
Güçlü iletişim becerisi ve ikna yeteneğine sahip,
Girişken ve güleryüzlü,
Dış mekan çalışmasını seven ve enerjik,
Çocuk haklarına duyarlı, sivil topluma katkıda bulunmak isteyen,
Diksiyonu düzgün ve dış görünümüne özen gösteren,
PROJE YETKİLİSİ arıyoruz.





İş Tanımı:

Proje Yetkililerin görevleri;

Belirlenen noktalarda, sahada görev alarak gerçekleşecek ekip çalışması dahilinde ilgilenen kişilere UNICEF''in çalışmaları ve bağış yöntemleri hakkında gerekli bilgiyi vermek,
Proje bazında belirlenen hedeflere ulaşmak,
Destek vermek isteyen kişileri kaydetmek olacaktır.
Proje, İstanbul''da yürütülecek, UNICEF''e bağışçı kazandırmayı hedefleyen bir kaynak geliştirme projesidir.

UNICEF Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi''ni temel alır ve uluslararası topluluğun çocuklara verilen sözleri yerine getirmesi için çaba gösterir. UNICEF, 150yi aşkın ülkede hükümetlerle birlikte, sağlık, eğitim ve çocuk koruma gibi alanlarda acil durum yardımları yapmakta ve uzun dönemli programlar uygulamaktadır.
UNICEF''in bütün programları tümüyle gönüllülük temelinde yapılan katkılara dayanmaktadır.
UNICEF Türkiye Milli Komitesi, UNICEF programları için fon sağlayan ve tüm çocuklar için daha iyi bir dünyanın mücadelesini veren 36 Milli Komiteden biridir.


Kaynak :
SEVİL AKKAN
METROPOL İNSAN KAYNAKLARI

11 Eylül 2009 Cuma

ŞALVAR SPOR :))





Dün akşam öyle keyifli bir spor karşılaşması izledim ki tarifi mümkün değil görmeniz o anı yaşamanız lazım .

Bayanlar futboldan pek hoşlanmaz ama bu bambaşka bir şey İngiltere – Almanya UEFA WOMENS EURO 2009 final karşılaşması vardı ve ZDF kanalı canlı yayınla bu maçı verdi.Alman spikerin coşku dolu anlatımı resmen beni yerimde oturtmadı.Ben fanatik bir futbol sever değilim.Sadece teknik ve estetik işin içine girince her tür spor benim için vazgeçilmez olur . Dünkü maç Final karşılaşmasıydı .Kupayı ya İngiltere kaldıracak yada Almanya .almanya maçı 6-2 alarak kupayı kaldıran takım oldu. Almanya’nın bütün maçlarını izledim .Almanyanın teknik direktörü bir bayan, hakemlere kadar herkes bayan .Hani derler ya bayanlar ne anlar futboldan al işte kardeşim kupayı kaldırdılar . Görmeliydiniz sevinçleri bile dengeli futbolları gibi .

Erkeklerin futbollarında vurdulu kırdılı sahne çoktur ama izleyenler varsa gerçekten futbol izlediğini söyleyecektir size .

Ne küfür, ne kavga , nede centilmenliği elden bırakıcı hareketler .

Bir an Şalvar spor aklıma geldi. 2002 Dünya Kupası öncesi Türkiye'de çekimler yapan Güney Kore'nin SBS Televizyonu, Burdur'a gelip ''Şalvarspor'' olarak nitelenen genç kızları görüntülemişti. Her sene Köylerarası Futbol Turnuvası Güzeloluk Köyü'nde başlıyor ama sadece orada kalıyor ne bir sponsor buluyorlar nede destek. İsterdim ki UEFA WOMENS EURO 2009 Türk bayan futbol takımınında gücünü görebilelim.Bayanlara yeterki imkan verilsin bakın görün yapamayacakları hiçbir şey yoktur .



Sevgiyle kalın.

9 Eylül 2009 Çarşamba

9 Eylül ...



Efendim bugün İzmir'imin düşman işgalinden kurtuluş günü ve ben içimdeki o heyecan ile sağolsun birde ilham perimin bana verdiği güç ile içimdeki duyguları şiire aktarmak istedim.

Ne kadar başarılı oldu bilemem ama Bu ülke bu şehir Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarına minnettardır onların başarılarını unutmayacaktır. Hepimizin bayramı kutlu olsun .


Unutmadan bir dilek tutun bugün 09.09.09 :))))


sevgiyle kalın.



Dokuz Eylül



Her dokuz eylülde sen gelirsin aklıma

Mücadelen gelir , silah arkadaşların gelir

Seni seven sana inan Türk Halkı gelir

Dilim susar gözlerim ağlar



Komutan emir verdi

Durmak yok haydi aslanlarım ileri

Yunan denizle buluşmadıkça dönmek yok geri

Atıldı yiğitler birbirinden heybetli



Her dokuz eylülde sen gelirsin aklıma

İzmir’im gelir Egem gelir Hasan Tahsin’im gelir

En ön safta komutanım

Mustafa Kemal’im gelir



Sarsılıyordu yer gök at sesleriyle

Bin atlı kanatlar takmış uçuyordu

Bin atlı yunanı denize kavuşturuyordu

Hepsi birbirinden yiğit hepsi aslan parçası



İzmir’im sana kurban olayım

Seni kurtaran komutana ve askerine hayranım

Her dokuz eylülde sen gelirsin aklıma

En ön safta Mustafa Kemal’im gelir



Çatma kaşlarını şehidim

Bu vatan seninle gurur duyuyor

Vatanı bölmek isteyenler boşa uluyor

Sen rahat uyu yeni Mustafa Kemal’ler doğuyor .



Halil KARASAKAL –İzmir



09/09/09 -07:49

7 Eylül 2009 Pazartesi

İftar Çadırı




Akşam üstü iş çıkışı her gün geçtiğim yolda yürürken kurulmuş olan iftar çadırı gözüme ilişti.

Ramazan ayını sevmemin sebeplerinden biridir iftar çadırları , keşke on iki ay boyunca hep açık kalsalar.Şeker bayramından sonra maalesef hepsi uçup gidiyor.Eski tas eski hamam insanlar yine yalan dünyanın koşuşturmacısı içerisinde kaybolup gidiyorlar.Ne komşudan gelen sıcak bir tas yemek kalıyor nede sokak başlarına sokak hayvanları için koyulan yiyecek ve su kapları .Hayır sadece ramazanda yaşanıyor ve on bir aylık monoton bir süreç başlıyor .

Neyse efendim asıl konumuz iftar çadırları biz iftar çadırlarından bahsedelim.

Dedim ya iftar çadırı gözüme ilişti , ilişti ilişmesine de keşke doğru kullanılabilseler .

Ne kadar faydalı olurlar bir bilseniz .Yine oluyor çok şükür hiç yoktan iyidir .Çoluk çocuk genç yaşlı herkes nasipleniyor .Birde asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşabilse .Beş katlı binası olan her çocuğunun altında son model araçlar olanlara değil tabi ki .

Maalesef konumuzda buna dayanıyor .İftar çadırının önünde öylece iftar çadırına bakıp duran Hatice nineyi hiçbir zaman unutmayacağım.Gördükçe de elini öpüyor elimden gelen yardımı da yapıyorum.Kimsesi olmayan yetmiş yaşlarında ak saçlı bir ninem .Kimdir nereden gelmiştir hiç bilmem ama sıcacık saf temiz kalbi ürkek atıyordu onu biliyorum. Öyle çekingen öyle mütevazi ki.Her gördüğümde gözlerim dolar .Dualarını almak öyle hoşuma gidiyor ki .Yorgun yüzüyle bana kısa da olsa gülümsemesi yok mu işte o dünyalara bedel.

Yanına yaklaştım ninem ne bekliyorsun burada açmısın girsene iftar çadırına dedim.

Yaşlı yüzünde feri kaybolmuş gözleri ile bana baktı nasıl gireyim der gibi bir hali vardı .

Elinden tuttum hiç konuşmuyordu belli ki açtı ve yılların yorgunluğu yüzündeki çizgilerden okunuyordu.İftar çadırının kapısına geldik aman Allah’ım iğne atsanız yere düşmez .Çok şükür çok şükürde birde ihtiyaç sahiplerine yer kalsa .Mümkünü yok herkes oturmuş ezanı bekliyor ve bir kişilik yer bulamadık .Etrafıma bakındım ilerideki lokanta gözüme ilişti .Gel ninem bak orada da bir iftar çadırı kurulmuş dedim. Titreyen elleri ile sımsıkı tutuyordu elimi, o hissiyatı anlamak için yerimde olmalısınız .Gözlerim dolu her an ağlayabilirim.İçime öyle ılık tarifi mümkün olmayan bir huzur doluyor ki.Lokantanın kapısını araladım .Uygun bir masa gösterildi ve garson isteklerimizi aldı .Evde yiyecektim nasip burasıymış birde iftara misafirimiz oldu çok şükür daha ne isterim.Hani başta bahsettiğim o beş katlı binası ve her çocuğunun altında araba bulunan amcamız, iftar çadırında gözümün önünden gitmiyor .Eşi ve iki çocuğu ile iftar çadırında en güzel yere kurulmuşlardı ve Hatice ninem ve daha benim bilmediğim kim bilir kimlerin hakkını yiyorlardı.Yesinler efendim ama her akşam değil tabiki ne zaman geçsem oradalar.Allah daha çok versin bir çadırda onlar kurabilir ama hazır çadır daha çekici geliyor sanırım.



Sevgiyle kalın.



Halil KARASAKAL

2 Eylül 2009 Çarşamba

“Nerede o eski aşklar?”

İnsanlar birbirinden korkuyor şimdi. Yalan oldu sevdalar, ucuzladı sözcükler. Kim bilir belki de boş içki şişelerinin dibinde kaldı aşk… Çöpçülerin sokakta duvar kenarından topladığı çöplerin içinde!

“Aşk bu kadar pislik mi?” diye soranınız olacak biliyorum. Oysa aşk saftır, arıdır, yüce bir duygudur. Aşk yıllar önce yaşlı çınar ağaçlarına kazınandı. Aşk, yüreğinin sesiyle duvara yazılandı. Sevdiğinize yazdığınız mektubu, sokakta oynayan komşu çocuğunu bir külâh leblebi şekeri ile kandırıp yolladığınız mektuplarda kaldı…

“Seni seviyorum” kelimesini yürekten söylemişsinizdir bir zamanlar. Oysa şimdi duygular yalan, sözler yalan. “Seni seviyorum” derken gözlerinizden sevginiz belli oluyor mu, elleriniz titriyor, yüreğiniz kuş gibi kanat çırpıyor mu? İstisnalar hariç hayır. Aşk ta yalan sözlerde yalan…

Aşk, sanalda ununu pazara sermiş. “Gün bu gün, yarın geç olabilir” düşüncesiyle günübirlik aşklar var şimdi. Macera arayan, hayatı dolu dizgin, olabildiğince özgür yaşamak isteyenlerin yakıştırmasından ibaret… Aslında aşk değil bu. Ben buna yalnızca aşkı karalama, katletme derim.

Zaten katledilmiyor mu?

Çılgınların yalnızlığını, acizliğini sanal aşkla gidermeye çalışanların hiç tanımadığı kişiye “Bak canım senden hoşlandım. Belki inanmayacaksın ama ben sana aşık oldum; seni seviyorum. Bir tanem, canım, aşkım” gibi haylaz, serseri ve bir o kadar sahte sözler dillerine hükmetmiş durumda.

Aşk bu mudur?

Hayatını dolu dizgin, olabildiğince özgür yaşamayı ilke edinmiş kişiler günübirlik aşklarla hem karşı cinsi hem kendilerini kandırdıklarının farkında değiller. Çünkü aşk bu değil ki gerçek aşkı tatsalar günü birlik aşklara yelken açmazlardı.

Aşk ilân ettiğiniz kişiyi görmeden durabiliyor musunuz, onun hayali sürekli gözlerinizin önünde mi, onun her an yanınızda olmasını istiyor musunuz, onu görmediğiniz zaman dünyanın en mutsuz insanı oluyor musunuz?

Bu sorulara bir çırpıda “Evet” yanıtını vermek çok eskidendi. Çünkü o zamanlar aşk ununu sanal’a sermemişti!

Aşk, artık sanal alemin elinde. Gözü kara, hodri meydan her önüne gelene kafa tutuyor. Duygular sahte, sözcükler olabildiğince basitleşmiş ve insanın kendi öz güveni olan kimliğini kaybetmiş duruma gelmiş.

Daha ne olsun?

Hiç düşünmez mi insan kendi egosunu tatmin etmek için karşısındaki insanın duygularıyla oynayacağını ve o kişinin kendisini gerçekten sevebileceğini?

Sonrasında güvensiz biri olduğunu sezdirip o kişiyi viran kalpler mezarlığına bırakacağını ve en sonunda birinin ahını alıp biçare yalnız kalacağını düşünmez mi insanlar?

Aşk’ı katletmeye hakkınız yok! Aşk, tek kişilik olmalı ve onu hak edende kalmalı…

Dilek Tihan

1 Eylül 2009 Salı

stand by me

Dünyanın çeşitli yerlerindeki sokak sanatçılarına stand by me şarkısını söyletmişler. Biri diğerinin üzerine söylüyor ve oldukça zengin bir playback oluyor.

Ben çok beğendim ve sizlerle paylaşayım dedim.

Efendim İzmir'imizde tarihi havagazı fabrikasında geçenlerde
bir caz konseri vardı muhteşemdi ve insan müziğe resmen doyuyor yahu :))

Dinleyin bakalım eminim sizde keyif alacaksınız ...


Playing For Change: Song Around the World "Stand By Me" - Click here for more free videos