13 Şubat 2010 Cumartesi

Yol arkadaşım neredesin hani ..

 
Kolaysa al bendeki seni
Kopar at seni seven yüreği
Sanma unutacaksın beni
Rüyalarına gireceğim sevgili

Bir gün yanlış yaparsan
Seni sevmeyen kalpte yanarsan
Üzülür gözyaşlarıyla ağlarsan
Dönebilirsin istediğin zaman

İstenmediğim kalpte duramam
Sen istemedikçe yanında olamam
Varlığımla rahatsız ediyorsam
Üzgünüm hayatında olmam

Birgün başın sıkışırsa
Yalancılar seni ağlatmışsa
Etrafında gerçek dost kalmamışsa
O zaman beni hatırla

Seni çıkarsızca sevdim ben
Arkadaşım,dostum bildim ben
Bir damla göz yaşına kıyamazken
Günlerdir ne haldeyim ben

Değersiz bir insan için dost kalbi kırılırmı
Çıkarcı insanlar için dost kapten kovulurmu
Ağızdan çıkarsa yanlış bir söz
Ağlamaya mahkumdur iki göz

Kırgın değilim hiç bir zaman sana
Seviyorum birşey beklemeden baksana
Sevilmekten bıktınsa
Gerçek seven varmı hayatında

Derdini derdim bilmedimmi
Günlerce senin için didinmedimmi
Bize ne oldu şimdi sevgili
Yol arkadaşım neredesin hani

Bir hiç için gerçek terk edilirmi
Hayat bu ise yaşamadıklarımız ne ki
Bir geçmişi silip atabilirmisin sevgili
Unutma sevecek bu deli seni

Halil KARASAKAL -İzmir

13-Şubat -2010 16:20

4 Şubat 2010 Perşembe

İşte yeni kimliklerimiz ...

 

AİHM'in kararı ile yeni kimliklerin basımına başlandı Başbakan Erdoğan, AİHM'nin "din hanesi kalksın" kararı için "Anormal değil" dedi. İçişleri Bakanlığı, karar doğrultusunda yeni kimliklerin basımı için hazırlığa başladı
.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) önceki gün kaldırılmasına karar verdiği, nüfus cüzdanlarında "dini" hanesi Ankara'nın gündemine oturdu.

Sabah'ın haberine göre, İçişleri Bakanlığı, AİHM'nin resmi karanının gelmesinden sonra bu konuda bir adım atmaya hazırlanıyor. Bir süredir İçişleri Bakanlığı gündeminde de olan çalışmaya göre ilk etapta nüfus cüzdanının değiştirmek isteyenlere öncelik verilecek, ikinci aşamada ise "dini" hanesi olmayan nüfus cüzdanlarının basımı gerçekleştirilecek.

"Anormal bir karar değil" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün katıldığı bir konferansta AİHM'nin "dini" hanesi ile ilgili kararı ile ilgili olarak sorulan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararı, laikliğin bir gereği olarak değerlendirir misiniz? İnsan haklarıyla ilgili bir karar mıdır?" sorusuna şu yanıtı verdi: "AİHM'nin verdiği son karar, Anayasa Mahkememizin de bu noktadaki attığı adımla paralellik arz eden bir konu. Nüfus kağıtlarında din ile ilgili sütunun olup olmaması çok şeyi değiştirmez. Burada AİHM'nin vermiş olduğu kararı ben anormal bir karar olarak görmüyorum. Yani bu oradan kaldırılabilir çok da önemli değil." AİHM'nin kararı, Dışişleri'nin de gündeminde olan konular arasında yer alıyor. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, "Karar din hanesine Alevi yazılmasını değil, din hanesinin kaldırılmasını öngörüyor. Din hanesi korunursa bu da ayrımcılık teşkil edecek. Bu konuda AİHM'nin önceki kararları da incelemeye alındı.

Bunlardan bir tanesi Yunanistan ile ilgili. Benzer bir kararın ardından Yunanistan, din hanesini kaldırınca kilise mahkemeye itiraz etmiş. Ancak kabul edilmemiş. AİHM kararları Türkiye için içtihat oluşturur" dedi. Yetkili, mahkeme kararına itiraz edip edilmeyeceğinin değerlendirildiğini belirtirken, Fransızca yayınlanan kararların çevirisinin en az üç hafta içerisinde adalet Bakanlığı'na sunulacağını, itirazların ise 3 ay içerisinde yapılabileceğini hatırlattı.

"Sessiz devrim" AİHM'nin 'din hanesi' kararına dayanak olan başvuruyu yapan İzmirli Sinan Işık, gelinen noktayı "Sessiz devrim" olarak nitelendirdi. Nüfus cüzdanındaki din hanesine "Alevi" yazdırmak isteyen ancak bu yöndeki başvuru ve açtığı davalar reddedilince bu hanenin din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunun tespiti için AİHM'ye başvuran Işık, başvuruyu laiklik adına yaptığını söyledi. Işık, dava aşamasında yaşadıklarını şöyle anlattı: "Erzincan- Tercan doğumluyum. Köyümün tamamı Alevi, Türkiye'de dava açtığımda buradaki mahkeme benim gerçekten Alevi olup olmadığımı araştırdı. Başlarda 'ya başımıza bir şey gelirse' diye eşim tepki gösterdi ama sonra biraz daha anlayışla karşıladı. Üyesi bulunduğum Alevi derneğinin başkanı bile beni dernekten kovdu. Birçok internet sitesinde tehdide varan yazılar yer aldı. Bizzat mektuplar gönderildi. Bu yazıların bazıları da kendilerinin Alevi olduğunu söyleyenlerdi. Bu yazılar ve gelen mektuplarda daha çok 'biz din hanesine Alevi yazdırırsak işten atılırsak, öldürülürsek ne olacak' gibi kaygılar vardı. Tehditler de aldım. Özellikle gelen mektuplarda, 'sadece seni değil tüm aileni ortadan kaldırmak gerekir' gibi tehditler yer alıyordu." Konak Belediyesi'nde işçi kadrosunda bulunan ve belediyeye ait kütüphanede görev yapan Sinan Işık kararı da şöyle değerlendirdi: "Öncelikle müthiş bir karar. Abarttığım düşünülebilir ama bana göre bu bir sessiz devrimdir. Ben 48 yaşındayım ve bu kararı çocuklarıma övünç kaynağı olarak miras bırakacağım. Devlet şimdi kararın gereğini yerine getirmelidir."


milliyet...

31 Ocak 2010 Pazar

Kadın sevilmek içindir ...

 

Nesrin abla mahallemizin en güzel kızı idi .İlkokul yıllarımdı çok iyi hatırlıyorum .
Bekar olan sınıf öğretmenim Levent Bey Nesrin ablayı bizim eve ziyarete geldiğinde görmüş ve aşık olmuştu .
Nesrin abla masmavi gözleriyle şöyle bir baktımı Levent Beyin ayakları yerden kesilirdi .
Zaman zaman ilkokul öğretmenim bize sık sık ziyaretlere gelmeye başlamış ben bu olayı hasta olan anneme geçmiş olsuna geliyor diye yorumlamıştım.Bize gelmelerin azaldığı bir dönemde Nesrin ablanın annesinden kızını istediğini ve annesininde kızının yakınında olmasını istediğini Levent Beyin tayini çıkarsa kızının hasretine nasıl dayanacağını söylediğini büyüklerin konuşması sırasında duymuştum .Dokuz yaşlarında olmam bazı şeyleri kavramam için yetiyordu .Zamanla öğretmenimin bize gelmeleri azaldı.
Nesrin ablanın karşı komşunun oğlu Deniz ile evlendiğini hatırlıyorum. Çok güzel bir düğündü çok şatavatlı ve eğlenceli .
Düşman çatlatan cinsinden bir düğündü .Yıllar geçti ve Nesrin abla üç tane kendi gibi güzel kız çocuklarına sahip oldu .Eşi Deniz uzun süre eve uğramamaya başlamış bazı geceler başka kadınlarla düşüp kalktığı haberi tüm mahallede yankı uyandırmıştı .Nesrin abla içine kapanmış ve uzunca bir süre depresyona girmişti. Bu süreçte aldığı kilolar eski güzelliğini gölgelemiş yerine tombul bir abla gelmişti. Bazı geceler yan komşumuz olan Nesrin ablaların evinden ''yeter artık vurma dur yapma
kırma tabakları '' gibi bağrışmalar yükseliyordu .Zamanla bu tartışmalar sokağa taşınmış bir akşam yemek vakti feryat figan bir kadın çığlığı ile tüm mahalle sokağa dökülmüştü. Deniz Nesrin ablayı hırpalıyor her yere düşüşünde tekmeliyor ''yeter artık bıktım senden'' diyerek tekmeleri ardı ardına savuruyordu .Araya girmeye çalışanlar oldu isede elindeki bıçak ile tehtid ediyor kimseyi yanlarına yaklaştırmıyordu .
Gözlerim dolmuş bu manzara karşısında ne yapacağımı bilemiyordum onaltı yaşında olmamın verdiği cesaretle olduğum yerden fırladım bana arkası dönük olan Denizin tam bel bölgesine gelecek bir uçan tekme ile yere düşmesini sağladım .
Herkes şaşkın şimdi ne olacak diye beklerken köşeyi dönen abilerimin koşarak bize doğru geldiklerini gördüm .Mahallede kavga olduğunu duymuşlar ve ayırmaya gelmişlerdi. Mahallenin ağır abilerinden sayılırlardı .Deniz tam elindeki bıçakla doğrularak bana hamle yapmak
isterken Recep abim elini yakalamış ''yooo o kadarda uzun boylu değil kadına el kaldırdın yıllarca aile meselesi dedik ses çıkarmadık ama kardeşimize yapılan bu hareket bize yapılmıştır '' deyip bir güzel meydan dayağı atmışlardı .Polis geldiğinde annesi bile Deniz için şahitlik
yapmamış aksine kadına kalkan ele bir darbede o vurmuştu .Eşinden şikayetçi değildi Nesrin abla nede olsa çocuklarının babasıydı ve çocuklarının yetim büyümesini '' babam hapiste '' demelerini istemiyordu .Şikayetçide olmadı zaten .Bir süre mahallenin düzenini bozmaktan nezarette kalmış ve daha sonrada salıverilmişti. Artık eski Deniz yoktu ağzından hiçbir laf çıkmıyor kimse ile konuşmuyordu .
Sonradan öğrendiğimiz bir haber bizi şok etti resmen mahalle ahçı bir sarsıntı yaşamıştı .Bir kadın meslesinden kulüpte çıkan kavgada Deniz yanındaki kadını korumak isterken bıçaklanmış kalbine ve atar damarına aldığı ağır darbeler sonucu kaldırıldığı hastahanede can vermişti .
Hemşirenin anlattığına göre ölmeden önce Nesrin ismini sayıkladığı ve beni affet demeye çalıştığını söylemişti.
Nesrin abla cenaze de eski eşinin mezarı başında yıllarca dayağını yediği ve aşağılanmalara maruz bırakan erkek karşısında artık dik duruyordu ondan korkmuyor ve sadece yetim kalan çocuklarına üzülüyordu .

Unutulmaması gereken bir gerçek varki mazlumun ahı yerde kalmaz kim ki evlilik çatısı altına girerse büyük bir sorumluluk için adım atmıştır ve Allah katında bile koruma altına alınmış kadına el kaldırırsa ilahi tokatı birgün bir şekilde yiyecektir.
Kadına el kaldıran erkek sorunlu erkektir.Hem cinsel yönden hemde insani yönden arızalıdır .Kadınında önce insan olduğu gerçeği akıllardan çıkarılmamalı ve ikinci sınıf muamelesi yapılmamalıdır .Eşler arasında paylaşılan bir hayat sorumluluklarında paylaşılması demektir .Sevgi hırsızlığı en büyük suçtur ama hukuki bir cezasıda yoktur .Cezayı her zaman için seven çeker .
Aldatan kişi ise aldatımını kar saysada bu dünya sahipsiz değildir ve ilahi adalet birgün mutlaka bir şekilde tecelli edecektir.Kadınlar sevilmek içindir , dövülmek ve çalıştırılmak için asla değildir .Kıymetini bilmediğimiz değerler bizden alınır ve bir başkasına verilir .Taki kıymet bilen çıkana kadar .Buda kişinin istekleriyle şekillenir .

Halil KARASAKAL -İzmir

31.01.2010 13:23 

21 Ocak 2010 Perşembe

Noktalarla Aşk :)




-Yanyana duran iki benzer noktanın...
-Farklı bir şeyler bulma umuduyla ayrı yönlere doğru hızla yol alıp...
-Birşey bulmaktan ümidi kestikleri yerde, birbirlerini yeniden görüp...
-En iyisi beraber takılalım demelerine, mantık evliliği denir.







-Evrende yalnız dolaşan iki noktanın...
-Şans eseri çakışmasından sonra...
-Noktalardan birinin yeniden buluşmak için geri dönerken...
-Diğerinin yoluna devam etmesine platonik aşk denir.





-Evrende yalnız dolaşan iki noktanın...
-Şans eseri çakışmasının ardından...
-Yön değiştirerek...
-Yeniden buluşmasına aşk denir.






-İç evrende ışık saçan iki noktanın
-Hızla küçülerek...
-Aniden ...!
-Gözden kaybolmasına, mutsuzluk denir.





I. Evrende yanyana duran iki noktanın...
II. ...Tek başlarına da dolaşabilecekleri...
III. ...ve sonra aynı temelde buluşabildikleri duruma "........" denir


NE denir???

19 Ocak 2010 Salı

Gazino Bülbülü "Yaşam Hakkına Saygı!" diyor. Ya siz?



Gazino Bülbülü "Yaşam Hakkına Saygı!" diyor. Ya siz?
23 Ocak Cumartesi 20:30'daki temsile tüm yaşam hakkı savunucularını bekliyoruz.
Detaylı bilgi: YHS@yasamhakkinasaygi.com

Abdullah Şahin Halk Tiyatrosu’nun, yeni müzikli oyunu Gazino Bülbülü, Profilo Kültür Merkezi’nde izleyici ile buluşuyor. Yönetmenliğini de üstlendiği oyunda, Abdullah ŞAHİN’e Umut AKYÜREK, Ferdi ATUNER, Fulden AKYÜREK, Hülya ŞEN, Muhlis ASAN, Ortans KIVANÇ, Pekcan TÜRKEŞ eşlik ediyor. Türk Sanat Müziğinin güçlü yorumcusu Umut AKYÜREK ve kız kardeşi tiyatro oyuncusu Fulden AKYÜREK ilk kez aynı sahnede.

Kostümlerini Atatürk’ün birçok smokininde imzası olan, İskender Smokin’in 4. Kuşak temsilcisi Levon KORDONCİYAN tasarladı.

Evlilikte aşkı sorgulayan oyun, evlilik aşkı öldürür mü ya da aşkı yaşatmak için hiç evlenmemek mi gerek, sorularına cevap arıyor

OYUNUN KONUSU:
Doğan (Ferdi ATUNER) çok çapkındır ve karısı ikoncan Serap’la (Umut AKYÜREK) Bodrum Türkbükü’ndeki villasında yaşamaktadır. Kadınlara kendini bekâr olarak tanıtan Doğan, bir gün Maşallahlarla bir iş toplantısı yapmak üzere Bursa’ya gitmek zorunda olduğunu söyler karısına. Amacı sevgilisi Arzu Maşallah (Fulden AKYÜREK) ile buluşmaktır. Ancak Serap kocası tatilini kesip Bursa’ya gitmesin diye gizlice Arzu’yu villaya davet eder. Amacı iş toplantısının Bodrum’da yapılmasıdır. Gerçeklerden habersiz, kocasının sevgilisini Bodrum’a davet eder. Ama asıl sürpriz Doğan’ın arkadaşı olan Süleyman’ın (Abdullah ŞAHİN) da Arzu’nun peşinden villaya gelmesidir. Böylece işler çok karışır. Sürprizler bununla da bitmez.

7 Ocak 2010 Perşembe

YETİŞTİRİLMEK ÜZERE PERSONEL ARANIYOR !!!






SpaceClaim ve SolidWorks yazılımları konusunda yetiştirilmek üzere;

- CAD-CAM alanına ilgi duyan,
- Konya, İstanbul (Anadolu ve Avrupa), Bursa illerinde ikamet eden,
- Askerlik sorunu olmayan veya Bayan
- Tercihen araç kullanmayı bilen
- İngilizce diline hakim

Teknik destek, Eğitimci ve Satış alanında ekip arkadaşları arıyoruz.



Başvuruların haluk.tatar@ankotr.com adresine resimli CV ile yapılması rica olunur.

5 Ocak 2010 Salı

Sokak çocuğuyum ben ...


Ne zamandı kim bilir sıcak bir yatakta uyanışım
Ne zamandı şöyle güzel bir kahvaltı yapışım
Doya doya banyo keyfi , daha sonra
Sıcak bir bardak süt içip yatışım
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Dışlanmanın ne demek olduğunu bilir misin
Uzaylı muamelesi görmenin ne demek olduğunu
Şefkat beklerken tartaklanmanın ızdırabını
Simit yiyen çocuklara özenmeyi
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Polis amcaları gördüğümde kalbimin hızlı attığını
Bir çocuğun anne baba dediğinde göz yaşlarımın aktığını
Okul çantasının hayaliyle yandığımı
Okul tahtasına bir şeyler yazma arzumu
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Çöplerden az yenilmiş yiyecek bulduğunda sevindin mi
Yarım içilmiş ayranı ,suyu,sütü katık ettin mi
Mis gibi kızarmış balık hasreti çektin mi
Soğuk havalarda titreyen bedenimi
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Aklından benim için bir şey yapmak geçti mi
Kendi çocuğunu düşünürken beni de hissettin mi
Düşündün mü elimden tutup eğitimime destek vermeyi
Sıcak bir yuvaya yerleştirip yavrum demeyi
Sen nerden düşüneceksin aç değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Bana düşlerini kiralar mısın abi ya sen abla
Söz çalışır öderim şimdi değil büyüyünce ama
Açım tamam hakkını yemedim kimsenin daha
Benim hiç hayalim olmadı kimse bu senin hayalin demedi
Sen nerden bileceksin ben değilsin ki
Ben sokak çocuğuyum ben bilirim derdimi

Halil KARASAKAL – İzmir
04 Ocak 2010      21:55