7 Eylül 2009 Pazartesi

İftar Çadırı




Akşam üstü iş çıkışı her gün geçtiğim yolda yürürken kurulmuş olan iftar çadırı gözüme ilişti.

Ramazan ayını sevmemin sebeplerinden biridir iftar çadırları , keşke on iki ay boyunca hep açık kalsalar.Şeker bayramından sonra maalesef hepsi uçup gidiyor.Eski tas eski hamam insanlar yine yalan dünyanın koşuşturmacısı içerisinde kaybolup gidiyorlar.Ne komşudan gelen sıcak bir tas yemek kalıyor nede sokak başlarına sokak hayvanları için koyulan yiyecek ve su kapları .Hayır sadece ramazanda yaşanıyor ve on bir aylık monoton bir süreç başlıyor .

Neyse efendim asıl konumuz iftar çadırları biz iftar çadırlarından bahsedelim.

Dedim ya iftar çadırı gözüme ilişti , ilişti ilişmesine de keşke doğru kullanılabilseler .

Ne kadar faydalı olurlar bir bilseniz .Yine oluyor çok şükür hiç yoktan iyidir .Çoluk çocuk genç yaşlı herkes nasipleniyor .Birde asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşabilse .Beş katlı binası olan her çocuğunun altında son model araçlar olanlara değil tabi ki .

Maalesef konumuzda buna dayanıyor .İftar çadırının önünde öylece iftar çadırına bakıp duran Hatice nineyi hiçbir zaman unutmayacağım.Gördükçe de elini öpüyor elimden gelen yardımı da yapıyorum.Kimsesi olmayan yetmiş yaşlarında ak saçlı bir ninem .Kimdir nereden gelmiştir hiç bilmem ama sıcacık saf temiz kalbi ürkek atıyordu onu biliyorum. Öyle çekingen öyle mütevazi ki.Her gördüğümde gözlerim dolar .Dualarını almak öyle hoşuma gidiyor ki .Yorgun yüzüyle bana kısa da olsa gülümsemesi yok mu işte o dünyalara bedel.

Yanına yaklaştım ninem ne bekliyorsun burada açmısın girsene iftar çadırına dedim.

Yaşlı yüzünde feri kaybolmuş gözleri ile bana baktı nasıl gireyim der gibi bir hali vardı .

Elinden tuttum hiç konuşmuyordu belli ki açtı ve yılların yorgunluğu yüzündeki çizgilerden okunuyordu.İftar çadırının kapısına geldik aman Allah’ım iğne atsanız yere düşmez .Çok şükür çok şükürde birde ihtiyaç sahiplerine yer kalsa .Mümkünü yok herkes oturmuş ezanı bekliyor ve bir kişilik yer bulamadık .Etrafıma bakındım ilerideki lokanta gözüme ilişti .Gel ninem bak orada da bir iftar çadırı kurulmuş dedim. Titreyen elleri ile sımsıkı tutuyordu elimi, o hissiyatı anlamak için yerimde olmalısınız .Gözlerim dolu her an ağlayabilirim.İçime öyle ılık tarifi mümkün olmayan bir huzur doluyor ki.Lokantanın kapısını araladım .Uygun bir masa gösterildi ve garson isteklerimizi aldı .Evde yiyecektim nasip burasıymış birde iftara misafirimiz oldu çok şükür daha ne isterim.Hani başta bahsettiğim o beş katlı binası ve her çocuğunun altında araba bulunan amcamız, iftar çadırında gözümün önünden gitmiyor .Eşi ve iki çocuğu ile iftar çadırında en güzel yere kurulmuşlardı ve Hatice ninem ve daha benim bilmediğim kim bilir kimlerin hakkını yiyorlardı.Yesinler efendim ama her akşam değil tabiki ne zaman geçsem oradalar.Allah daha çok versin bir çadırda onlar kurabilir ama hazır çadır daha çekici geliyor sanırım.



Sevgiyle kalın.



Halil KARASAKAL

Hiç yorum yok: